Vücuttaki Azotlu Bileşikler Hakkında Bilgi

karaciğerde üre sentezi Vücuttaki Azotlu Bileşikler Hakkında Bilgi

karaciğerde üre sentezi

Vücuttaki Azotlu Bileşikler Hakkında Bilgi

NON-PROTEİN AZOT (NPN) BİLEŞİKLERİ (CİSİMLERİ)

  • NPN (nonprotein nitrojen) bileşikleri : proteinlerin dışında, yapılarında nitrojen (azot) bulunan diğer bileşikler

Plazma NPN’in %45’i üre, %20’si amino asidler, %20’si ürik asid, %5’i kreatinin, %1-2’si kreatin, %0.2’si amonyaktır. Protein ve nükleik asidlerin yıkımından (katabolizma) kaynaklanırlar.  Üre, kreatinin, ürik asid vb. NPN’in vücuttan atılımı böbreklerle olur. Kanda ve idrarda NPN düzeylerinin ölçümü böbrek işlevlerinin araştırılmasında önemlidir. Kanda NPN bileşiklerinin artışı azotemi olarak isimlendirilir.

ÜRE:

Protein katabolizmasının azotlu yıkım ürünlerinin en önemlisi (total NPN’in %45’i), azotun fazlasının vücuttan atılmasını sağlar. Proteinlerin yapı taşları amino asidlerin hücre içinde oksidatif deaminasyonu ile açığa çıkan amonyak hücre için çok toksiktir. Dolaşıma geçen amonyak,  karaciğerde üreye dönüştürülerek (2 molekül amonyak ile 1 molekül CO2’in birleşmesi ile) zehirsizleştirilir. Sentez sonrası böbreklere taşınan üre, böbrekler aracılığı ile vücuttan uzaklaştırılır. Ürenin %90’ı vücuttan böbrekler aracılığı ile uzaklaştırıldığından (kalan %10 GIS ile) plazma/serum üre düzeyi böbrek perfüzyonu ve fonksiyonunun önemli bir göstergesidir. Kan üre düzeyinin belirlenmesinde böbrek dışı faktörler; böbrek işlevinin normal olduğu bazı durumlarda da kanda üre artabilir. Bu böbrek dışı (nonrenal) faktörler : vücuttaki protein yıkımı, diyetle alınan protein miktarı, karaciğerin fonksiyonu ve vücudun hidrasyon düzeyidir.

ÜRE DÜZEYLERİNİN KLİNİK ANLAMI

Kan ve idrarda miktar olarak en fazla bulunan NPN’dir. Normal serum/plazma üre düzeyi (referans aralığı): 10-50 mg/dl’dir. BUN (blood urea nitrogen) : 6-23 mg/dl, BUN değerini mg/dl üreye çevirme faktörü : 2.14 (60/28 = 2.14) ve Normal protein alan bir kişinin idrarla günlük üre atılımı 12-20 g/24 saattir. Kanda üre artışı: Üremi / Azotemi olarak adlandırılır.  Kan üresini arttıran pek çok durumda diğer NPN bileşikleri de artar, bu nedenle klinikte üremi ve azotemi terimleri birbirinin yerine kullanılır. Kanda ürenin arttığı durumlar : prerenal, renal ve postrenal nedenli üre artışları şeklindedir.

KREATİN ve KREATİNİN:

Kreatin, karaciğer ve pankreasda arjinin, glisin ve metionin amino asidlerinden sentezlenir. Dolaşım yolu ile dokulara (özellikle kas ve beyin) taşınıp, kreatin kinazla bir enerji bileşiği olan fosfokreatine dönüştürülür. Kaslar dinlenme durumunda iken kreatin ağırlıklı olarak, fosfokreatin formundadır. Kas aktivitesi ile fosfokreatin, spontan ve non-enzimatik yoldan kreatinine dönüştürülür. Oluşan kreatinin miktarı kas kitlesi ile orantılıdır. Kaslarda oluşan kreatinin sabit bir hızla dolaşıma verilir. Böbrek glomerüllerinden geçer, tübüler sekresyona uğrar ve idrarla uzaklaştırılır. Kan ve idrarda kreatinin ölçümleri böbrek işlevlerinin (özellikle GFR: glomerüler filtrasyon hızı) önemli bir göstergesidir.

GFR ve KREATİNİN:

Kreatinin ölçümleri neden GFR’yi yansıtır ?

1.Kandaki kons. değişken değil (üre gibi diyete bağımlı değişkenlik söz konusu değil)

2.Glomerüllerden tamamen filtre olarak plazmadan temizlenir

3.Tübülüslerde reabsorbe olmaz, tamamı idrarla vücut dışına atılır. Sekrete edilen kreatinin ↓ olduğundan, kreatininin GFR’nin iyi bir göstergesi olma özelliğini bozmaz.

KREATİNİN ÖLÇÜMLERİNİN KLİNİK ANLAMI

Ürenin aksine, diyetteki protein miktarı ve kişinin hidrasyon durumu gibi böbrek dışı faktörler kreatinin düzeylerini etkilemez, bu nedenle böbreğe spesifiktir. Ancak yeterince duyarlı değil : böbrek fonksiyonlarının %50-67’si bozulmadan kanda kreatinin artmaz (geç yükselen bir böbrek fonksiyon belirteci).  Kan ve idrarda kreatinin ölçümlerinin kullanıldığı kreatinin klirens testi (bir böbrek fonksiyon testi), kan kreatinin ölçümüne göre, böbrek fonk. daha hassas göstergesidir. GFR’nin araştırılmasında en sık başvurulan testlerin başında gelir.

KREATİNİN REFERANS ARALIKLARI

Jaffe metodu ile  Plazma/serum (mg/dL)

* Çocuk : 0.5-0.8

*Yetişkin: Kadın : 0.6-1.1    Erkek : 0.8-1.3

*24 saatlik idrar (mg/24 saat):  Kadın : 600-1800   Erkek : 500-2000

ÜRİK ASİD:

Pürin nükleozid katabolimasının (adenozin, guanozin) son ürünü, diyetle alınan (ekzojen) ve endojen nükleik asidlerden kaynaklanır. Pürinlerin ürik aside dönüşümü başlıca karaciğerde olur. Kan böbreklerden geçerken, plazmadaki ürat glomerüllerden tamamen filtre olur, proksimal tüplerde geri emilir. Net sonuç, filtre edilen üratın %6-12’sinin idrarla atılıp, kalanın geri emilmesidir. Vücut dışına atılan ürik asidin %75’i idrar, geri kalanı GI yolla (bakteriler tarafından parçalanıp fecesle) atılır. Ürik asid, kanda ve diğer vücut sıvılarında (pH ≥ 5.57) monosodyum ürat şeklinde bulunur. Bunun suda çözünürlüğü, ürik asidden yüksektir. İdrar pH’ının ≤ 5.57 olması halinde ürik asid formunda bulunur (suda çözünürlüğü az olduğundan idrar sedimentinde bol ürik asid kristalleri ve ileri durumlarda ürat taşı oluşumu). Sonuçta asidik idrarlarda, ürik asid, ürik asid kristalleri veya ürik asid taşı şeklinde çöker.

ÜRİK ASİD REFERANS ARALIKLARI

  • PLAZMA/SERUM (mg/dL) Kadın : 2.6-6.0    Erkek : 3.5-7.2
  • İDRAR, 24 saatlik  250-750 mg/24 saat

ÜRİK ASİD ÖLÇÜMLERİNİN KLİNİK ÖNEMİ

  • Kanda ürik asid artışı: HİPERÜRİSEMİ
  • İdrarda artışı : HİPERÜRİKASİDÜRİ

Nedenler: Sentezin artması, Böbreklerle atılımın azalması

Ürik asid sentezin arttığı durumlar : Pürin öncülerinin sentezinin artışı  (Lesch-Nyhan S.), Hücre yıkımının arttığı haller (myeloproliferatif tümörler,  kemoterapi, psoriasis)

gut hastalığı Vücuttaki Azotlu Bileşikler Hakkında Bilgi

gut hastalığı

ÜRİK ASİDİN BÖBREKLER YOLU İLE  ATILIMININ AZALDIĞI DURUMLAR: Böbrek hastalıkları, İlaçlar (diüretikler, salisilatlar böbreklerden atılımda ürik asid ile yarışırlar), Glikojen depo hastalıkları (artan laktik asidin ürat atılımını azaltması); Alkol, kurşun vb toksik maddeler ve Eklampsi (gebelik toksemisi)’dir.

GUT HASTALIĞI: Pürin katabolizmasının artışı veya ürik asid atılımının azalmasına bağlı olarak kanda artan ürik asidin, monosodyum ürat kristalleri şeklinde vücut sıvılarında, periferik eklemlerde (en sık ayak başparmağında) ve böbreklerde çökmesidir (tofüs). Erkeklerde daha sıktır.

AMONYAK: 

Sentezi Glutamat üzerinden Ekzojen diyet proteininden ya da endojen proteinlerin yıkımından türeyen serbest amino asidlerin katabolizmasında ilk basamakta, α-amino azotları, transaminasyon (karaciğer, böbrek) ile α-ketoglutarata aktarılarak glutamat oluşur. Glutamat negatif yüklü olduğundan hücre membranlarından geçemez. Glutamin, nötral olmasından dolayı membranlardan geçebilir. Kan yolu ile karaciğere gelen glutaminden, hepatosit mitokondrisinde glutaminaz ile glutamat ve amonyak oluşur. Amonyak, karaciğerde üreye dönüştürülür.

Ayrıca barsak bakterileri tarafından oluşturulan amonyak da kandaki amonyak düzeyine katkıda bulunur. Amonyak, v.porta kanı içine absorbe olur (v. porta amonyak düzeyi sistemik kandan ). Böbrek tübülüslerinde glutaminden sentezlenen amonyak idrarla atılarak asid-baz dengesine katkıda bulunur. Vücut pH’ında amonyağın %95’den fazlası protonlanmış amonyum iyonu (NH4+) formunda (zayıf asid), kalanı amonyak (NH3) olarak (güçlü baz), Amonyak artışı özellikle beyinde toksik etkilidir.


PLAZMA AMONYAK DÜZEYİ ve KLİNİK ANLAMI:

Diğer NPN bileşiklerinden farklı olarak, böbrek fonksiyonunun göstergesi değildir. Karaciğer fonksiyonunu yansıtır (amonyağın üreye dönüşümü için gerekli arjinaz enzimi sadece hepatositlerde). Plazma amonyak düzeyinin artışıdır (hiperamonemi). Akut ve kronik karaciğer hastalıklarında ve Doğumsal üre siklusu defektlerinde görülür. SSS, amonyak toksisitesine çok duyarlı, karaciğer hastalıklarına bağlı beyin hasarlarında (hepatik ansefalopati) plazma amonyak düzeyi artar, bu nedenle ansefalopatilerin nedeninin belirlenmesinde (ayırıcı tanısında) kanda amonyak düzeyi ölçümü yararlı bir testtir.

    Makale Yazarı: duslerkulup2

Sizde yorum yazabilirsiniz...