Nabız ve Ritim Bozuklukları Hakkında Bilgi

ritim bozukluğu Nabız ve Ritim Bozuklukları Hakkında Bilgi

ritim bozukluğu

Nabız ve Ritim Bozuklukları Hakkında Bilgi

Nabız: Yüzeye yakın arterlerin kemik gibi sert bir yüzeye elle sıkıştırılması ile hissedilen bir basınç dalgasıdır. Sistol sırasında kanın aorta fırlatılması ile aort duvarı genişler, daha sonra elastik olarak geri çekilir. Bu arada oluşan basınç dalgası, arterlerin duvarları boyunca yayılır ve el ile sıkıştırılma sonucu hissedilir. Nabız, arterlerin elastikiyetine bağlı olarak değişir. Dakikadaki nabız sayısı, normalde ventrikül sistolüne eşittir. Fakat ventriküllerin zayıf kasıldığı durumlarda ventriküllerin sistolüne karşın nabız hissedilmez.

Aritmiler (Ritim Bozuklukları)

Aritmi; kalbin dakikadaki vuru sayısının normalden farklı olması olarak tanımlanır. Normal kalp hızı 72 vuru/ dk dır. Vuru sayısının 60 vuru /dk altına düşmesi, bradikardi, 100 vuru/ dk üstüne çıkması ise taşikardi olarak adlandırılır.

Ektopik Odak ve Prematüre Vuru

Kalbin SA düğüm dışındaki herhangi bir noktasının aniden uyarı çıkarması sonucunda normal kalp vurusunun arasına sıra dışı bir atım girmesidir. Uyarıyı çıkaran noktaya ektopik odak, vuruya ise prematüre vuru=ekstrasistol=sıra dışı atım denilmektedir. Ektopik odaklar ya SA düğüm ile birlikte çalışır veya SA düğüme baskınlaşarak kalp ritmine egemen olur.

Flatter: Dakikadaki kasılma sayısının 200-300 arasında olmasıdır. Atrial veya ventriküler olabilir.

Fibrilasyon: Kalp kasının dakikada 400-600 vuru oluşturmasıdır. Fibrilasyonda kalp kası seğirmeler şeklinde kasılır ve pompa görevini yapamaz. Bu nedenle ventriküler fibrilasyon genellikle ölümcüldür.

Hipertansiyon: Sistemik arteryel kan basıncının uzun süreli yüksek olması olarak tanımlanmaktadır. Arteriyel kan basıncının yaşa göre değişimi dikkate alınarak, hipertansiyon olarak kabul edilecek kan basıncı değerleride yaşla orantılı olarak değişmektedir. Gençlerde 140 / 90 mmHg, yetişkinlerde 150 /100 mmHg, 50 yaş sonrası 160 /100 mmHg’nın üzerindeki kan basıncı değerleri hipertansiyon olarak kabul edilmektedir. Hipertansiyon olgularının % 90 nın nedeni bilinmemektedir. Bu tip hipertansiyona esansiyel hipertansiyon denilmektedir. Nedeni belli olan hipertansiyon ise non esansiyel olarak isimlendirilmektedir. Hipertansiyonun nedeni ne olursa olsun, ısrarlı ve uzun süre devam etmesi kalp ve damar sisteminde bozukluklara neden olur. Kalbin sürekli olarak yüksek basınca karşı çalışması bir süre sonra onu yetmezliğe götürür, kalbin yetmezliğe düşmesi akciğerlere yansır ve solunum yollarında bozukluklar başlar. Kan basıncının sürekli yüksek olması, damarların kolayca yırtılması sonucu beyin, kalp ve akciğerler gibi organlarda ciddi kanamalara yol açar.

    Makale Yazarı: duslerkulup2

Sizde yorum yazabilirsiniz...