Eğitim Dünyası

Karaciğer Histolojisi Hakkında Bilgi

Karaciğer Yapısı

Karaciğer Histolojisi Hakkında Bilgi

1- YAPI

Stroma: Glisson Kapsülü. Hilum’dan V.porta ve A.hepatica girer. Sağ ve Sol Hepatik Kanallar ve Lenfatikler çıkar. Disse aralığında  TİP 3 kollajen liflerinden oluşan bağ dokusu bulunur.

Parankima:Ekzokrin salgı. Hepatositler safra kanalikülü. Hepatik kanal sisteminin EPİTEL hücreleri kolangioller, alçak prizmatik OVAL hücrelerdir. Hering kanalları İzoprizmatik OVAL hücreler, Safra kanalları izo-yüksek prizmatik sağ ve sol hepatik kanallara oluşmaktadır.

Karaciğer Lobulusu: V.centralis, Remark kordonları, Hepatositler, Intercellular kanaliküller, Intralobuler kanaliküller(kolanjiol), Hering kanalları, Sinüzoidler,  Disse Aralığı, Mall aralığı, Endotel hücreleri, Kupffer hücreleri, ITO hücreleri (Satellit hüc.), pit hücreleri (Doğal katil hücreler). Portal triad (Ductus biliferi interlobularis, v.interlobularis, a.interlobularis).

Karaciğer Lobülleriyle İlgili Üç Kavram

  • klasik lobüller: kavramda kan periferden lobülün merkezine doğru sentral ven içine akar. endokrin salgı kavramı
  • portal lobüller
  • lobülün periferine akan (SAFRA)ekzokrin salgı kavramı
  • hepatik asinüsler (Rappaport asinüsü). arteriyollerden dağıtılan kan akımı ve hepatositlerin toksik veya hipoksik hasar sonucu dejenerasyon sırası ile ilişkilidir.

Portal Lobül: Üçgen şeklindedir. Merkezinde Hepatik triad (ductus biliferi interlobularisler) periferinde komşu hepatik lobül vena centralis bölgeleri bulunur. Bu lobüllerin tümü yapılan safrayı kiernan aralığındaki ductus biliferi interlobularislere boşaltır.

Hepatik Asinüs: Baklava dilimi şeklindedir. Arteriollerden gelen kanın akış yönünü gösterir. İki hepatik triad ve iki V.centralis’in kapladığı bölgedir. Bu bölge kanın akış yönü ve hepatositlerle karşılaşma sırasına göre 3 zona ayrılır.

Hepatositler klasik lobulus merkezinden periferine doğru yaptığı radier dizilere Remark kordonları denir. Bu hücrelerin tümünün birbirinin aynısı olduğu sanılmamalıdır, Çok yüzlü olan hepatositler 20-30 mikron çapındadırlar. boyutları ve ince yapıları ; lobül içindeki konumlarına, bir lobul’ün içerdiği hücre sayısına ve kişinin yaşına bağlı olarak değişebilir. Karaciğerde bulunan tüm hücrelerin yaklaşık  %80’ini hepatositler oluşturur. Her hepatosit’in 6 veya daha fazla yüzü vardır; Disse aralığına bakan yüz, safra kanalcıkları oluşumuna katılan yüz, diğer hepatosite veya portal alana bakan yüz. Hepatosit’in sinuzoidal aralığa bakan yüzünde çok sayıda düzensiz şekil ve büyüklükte mikrovilluslar bulunur. Böylece hücrelerin kanla temas yüzü yaklaşık altı kat artırılarak absorbsiyon ve sekresyon için geniş bir yüzey oluşturulur.

Normalde düşük mitotik aktivitelidir. Yaşla birlikte çift çekirdek sayısı artar, bazı hücreler çok çekirdekli olabilir. Her nukleus bir veya iki adet iyi belirgin nukleolus içerir. Hepatositlerin yaklaşık beş aylık yaşam süreleri vardır, sindirim sistemiyle ilişkili diğer hücrelerden uzun ömürlü hücreler olarak kabul edilebilirler. Rejenerasyon yeteneklerinin olduğu bilinmektedir. Hepatosit sitoplazması hem düz hem de granüllü ER’dan zengindir. Bir klasik lobulusta;

-merkezi bölgedeki hücrelerde granülsüz ve granüllü tip eşittir,

-orta bölgede granüllü tip fazla granülsüz tip azdır,

-periferal bölgede granüllü tip çok fazla düz tip ise çok azdır.

Çeşitli organellerin işlevlerine daha yakından bakalım:

1.) Granüllü ER:

Bunların polizom ve keseciklerinde: Kandan alınan çeşitli amino asitler işlenerek  albumin, fibrinojen, protrombin, .) lipoproteinler gibi birçok protein sentezlenir ve direkt olarak kan dolaşımına verilirler. Protein atıkları kan yoluyla karaciğere ulaştığında,  hepatositler tarafından birleştirilerek (aminoasit deaminasyonu) üre’ye dönüştürülür ,böbreklerden süzülmek üzere tekrar kana verilir. Bunlar karaciğerin endokrin fonksiyonuna işaret eden  örneklerdir.

2.) Granülsüz ER: 

Hepatositlerdeki agER ; sık alkol ve ilaç (phenobarbital, anabolic steroid ve progesteron) kullanımında, kanser tedavisinde kullanılan bazı kemoterapötik ilaçların alımında önemli miktarlarda artış gösterir. agER; Çeşitli ilaçların ve maddelerin vücuttan atılmadan once,  zehirlenmeyi önlemek için oksidasyon, metilasyon ve konjugasyon işlemlerinden geçirilerek etkisizleştirilmelerini sağlayan enzimler granülsüz ER’da bulunur.

Suda çözünmeyen toksik bilirubin’i glukuronil transferaz enzimi arcılığıyla suda çözünen ve toksik olmayan biluribin glukuronid’e dönüştürür. safra kanalcıkları içine atılır, bir kısmıda böbreklerden süzülür. Bu olayda aksama görülürse sarılıkla karakterize çeşitli hastalıklar gelişir. Yenidoğanlarda sıkca görülen sarılığın ( neonatal hiperbilirubinemi) nedeni de hepatositlerde granülsüz ER keseciklerinin henüz yeteri kadar gelişmemiş olmasının sonucudur. Kandan alınan glukoz granülsüz ER’da glikojene dönüştürüldükten sonra sitoplazmada depo edilir (depo glikojen PAS boyaması ile pozitif boyanır). Depo glikojen granülsüz ER keseciklerine yakın bir konumda bulunur, kan glukoz düzeyi normalin altına düştüğünde glikojen tekrar granülsüz ER tarafından  glukoza dönüştürülerek kana verilir ve enerji gereksinimleri için kullanılır.

Hepatositlerde yağ da sentezlenir . Vena porta yoluyla karaciğere gelen yağ asitleri (kompleks lipidler olan şilomikronlar lenf yoluyla taşınır) sinuzoidlerden Disse aralığına, oradan da pinositozla hepatosit içine alındıktan sonra granülsüz ER içinde esterleştirilerek trigliseridlere dönüştürülür, daha sonra granüllü ve granülsüz ER işbirliğiyle lipoproteinler oluşturulur, Golgi’de yoğunlaştırılan lipoproteinler kan veya lenf yoluyla yağ dokularına taşınarak orada depo edilirler. Memelilerin aksine balıklarda karaciğer aynı zamanda  yağ depo eden organ özelliğindedir, balık yağı olarak hekimlikte kullanılan preparat balık karaciğerinden elde edilir. Hücre membranının ana elemanı olan ve diğer birçok  steroidin prekürsörü olan kolesterol biyosenteziyle ilgili enzimler de granülsüz ER da bulunur.

-Kolesterol ayrıca, karaciğerde granüllü ve granülsüz ER – Golgi aygıtı işbirliğiyle sentezlenen çok küçük yoğunluklu lipoproteinlerin ( very low density lipoprotein, VLDL) de bir elemanıdır. Lipidlerin ve aminoasitlerin glukoneogenez adı verilen karmaşık bir enzimatik olayla glukoza dönüştürülmesi ( granülsüz ve granüllü ER birlikte). Deiyodinasyon yapar, yani; tiroksin (T4) ve triiodotronin (T3)’den iyodun uzaklaştırılması ( granülsüz ve granüllü ER birlikte). Alkol metabolizmasında görev yapar. Alkol midede emilimini takiben karaciğere gelir, hepatositlerde asetaldehit ve asetata metabolize olur (1.yol; alkol dehidrogenaz (ADH), 2. yol; mikrozomal etanol okside edici sistem (MEOS).

İntrahepatik Biliyer Sistem

duslerkulup2

Duslerkulup olarak 2010 Nisan ayından itibaren yayın hayatımıza başlamış bulunmaktayız.Güvenirliği, kaliteyi, tarafsızlığı, eşitçiliği vizyonumuz olarak belirledik ve bundan şaşmadık.Günümüzün ihtiyaçlarını belirleyip en uygun şekilde sunmaya başladık ve kısa sürede popülitemizi yükselttik ve yükseltmeye devam edeğiz. :)

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
<?php bloginfo('name'); ?> <?php wp_title(); ?>