Kan Dolaşımını Düzenleyen Mekanizmalar

Damar Kasılması Kan Dolaşımını Düzenleyen Mekanizmalar

Damar Kasılması

Kan Dolaşımını Düzenleyen Mekanizmalar

YEREL DÜZENLEME

Özdüzenleme: Dokuların kendi kan akımlarını düzenleme kapasitesidir.

Damar yataklarının çoğunda bulunur. Perfüzyon basıncındaki ılımlı oynamalar karşısında damarsal direncin değiştirilmesi yoluyla kan akımının görece kararlı tutulmasıdır. Böbrekler, mezenter, iskelet kası, beyin, karaciğer ve miyokardda vardır.

Miyojenik kuram: Düz kasın gerilmeye verdiği entrensek kasılma yanıtıdır. Damar çeperine etkili basınç arttıkça, kas lifleri uzar ve o oranda güçlü kasılır. Laplace yasası: Duvar basıncı gerimi, duvar genişlemesi x damar yarıçapına orantılıdır. Basınç arttıkça gerimin duvar geriminin kararlı tutulabilmesi için damar yarıçapının küçültülmesi gerekir.

Metabolik kuram: Vazodilatör maddeler etkin dokularda birikme eğilimindedir. Bu metabolitler de, kan akımı azaldığında etkinleşerek damarı genişletir; kan akımı hızlandığında ise, uzaklaştırılırlar.

Vazodilatör metabolitler:

Metabolik: Dokulardaki O2 gerim ve pH azalması: Arteriyol ve prekapiler sfinkterleri genişletir. CO2 gerimi ve ozmolalite artışı da damarları genişletir. CO2’in bu etkisi, özellikle deri ve beyinde çok belirgindir. Sıcaklık artışı olur. Yerel K+ birikmesi: özellikle iskelet kasında olurç Laktat birikmesi görülür. Zedelenmiş dokuda salınan histamin kapiler geçirgenliği artırır, yangı yerinde ödeme neden olur. Adenozin: Miyokardda vazodilatör, iskelet kasında etkisiz. Noradrenalin salımını ketler.

Yerel VazokonstriksiyonZedelenen arter ve arteriyoller güçlü biçimde kasılır, daralır. Zedelenme yerinde, damar duvarına yapışan trombositlerden salınan serotonin kasılmayı sağlar.

Endotelden Salgılanan Maddeler

Endotel hücreleri: Büyük ve önemli bir organ oluştururlar. Birçok büyüme etkeni ve vazoetkin madde salgılarlar. Prostaglandinler, tromboksanlar, nitrik oksit, endotelinlerdir.

Prostasiklin & Tromboksan A2: Prostasiklin, endotel hücrelerinden; tromboksan A2, trombositlerden salınır.  Ortak prekürsör: Araşidonik asit; ortak yolak siklooksijenaz. Tromboksan A2, trombosit kümeleşmesi ve vazokonstriksiyona yol açar; prostasiklin, trombosit kümeleşmesini ketler, vazodilatasyona neden olur. Bu ikli arası denge, düşük dozda aspirinle (tersinmez ketleme yaparak) prostasiklin yönüne kayar ve ikisinin de üretimine engel olur. Ancak endotel, saatler içinde yeni siklooksijenaz üretirken, mevcut trombositler bunu yapamaz; dolaşıma yeni katılan trombositler bunu sağlayabilir. Bu yavaş bir süreçtir çünkü trombosit yarıyaşamı 4 gündür. Süregen aspirin pıhtı oluşmasını ve böylece miyokard enfarktını, göğüs ağrısını, geçici iskemik atakları ve inmeyi önler.

Endotel kökenli gevşetici etken (EDRF = NO): 25 yıl önce, rastlantıyla bulunmuş. Arjininden, h.i. Yüksek Ca++un tetiklediği NOS-3 aracılığı ile sentezlenir. Kas katmanına yayılır, çözünür GC’ı etkinleştirip, cGMPyi artırır, kası gevşetir. Hemoglobin ile etkisizleştirilir.  Adenozin, ANP, histamin: H2-r üzerinden ve endotelden bağımsız olarak gevşeme sağlar. ACh, histamin: H1-r üzerinden; bradikinin, VIP, P maddesi, v.d. Polipeptidler, endotel üzerinden etkir. Eğer, bunlar, aynı zamanda NO salımını da tetiklemeseydi, vazokonstriksiyon çok daha güçlü olacaktı. Arteriyoler dilatasyonla kan akımı artınca, büyük arterler de genişler; bu yerel NO aracılıdır. Trombosit kümeleşme ürünleri de NO salımını tetikler. Ancak, eğer, damar endoteli zedelenmişse, tam tersi (vazokonstriksiyon) gerçekleşir.

Endotel kökenli gevşetici etken (EDRF = NO): NOS inhibitörü arjinin türevleri verilen hayvanlarda kan basıncı yükselir. Bu da doğrular ki, tonik NO salımı kan basıncı kararlılığında önemlidir. Vasküler yeniden biçimlenme (plastisite) ve anjiyojenezde de rol oynar. Ancak, ateroskleroz patojenezinde de rol alır. Bu etki, kalp nakli sonrası yeni kalpteki damarlarda çok belirgindir.  Nitrogliserin vd nitrovazodilatörler de aynı düzenekle (cGMP) etkili olur ve  anjina sağaltımında kullanılır.  Penis ereksiyonu da, NO salımı ve aynı düzenekle korpora kavernoza kanlanması ile gerçekleşir.

NO’in DİĞER ETKİLERİ: Anjiyotansin II ve endotelin gibi, NO’in de farklı dokularda farklı etkileri vardır: Beyinde de cGMP üzerinden önemli etkileri var. Makrofajlarda sitotoksik etkinliği tetikleyerek kanserde önemli rol oynar. G-E dizgede, temel düz kas gevşeticidir.

CO: Hem’den, (kardiyovasküler dokulardaki) HO2 enzimi aracılığı ile sentezlenir  ve NO benzeri vazodilatör etki yapar.

Endotelinler: 

Herbiri ayrı genle kodlanan, 21 a.a. Polipeptid türevleri: ET-1 (en güçlü konstriktör), ET-2, ET-3. Güçlü yılan zehiri (sarafotoksinler) benzer.

Endotelin-1: Büyük molekülden ayrılarak oluşur ve çok daha etkindir. Dolaşımda bulunsa da, parakrin etkisi önemlidir. G proteinler üzerinden etkili 2 tür r klonlanmış. ET-1’e özgü olanı: ET-A. Diğeri (ET-B), 3 ET’e de, Gi üzerinden  yanıt verir; dilatasyona yol açar; ET’lerin gelişimsel etkilerine aracılık ettiği sanılmaktadır.

ET-1 Salgısının düzenlenmesi: Salgı veziküllerinde depolanmaz, gen transkripsiyonu ve buna göre salgı dinamikleri bir çok etkene (uyarıcılar ve ketleyiciler) bağlıdır.

Kalp-dolaşımsal işlevleri: Vazokonstriktör ama, hipertansiyonda artmaz. Konjestif kalp yetmezliği ve miyokard enfarktında dolaşımda artar.

Diğer işlevleri: Beyin, kalp, akciğerler, böbrekler, G-E dizgede var; Hemodinamik, promitojen, hemodinamik etkiler…

Hormonlar Tarafından Düzenlenme

Dolaşımdaki birçok hormon damarsal dizgeyi etkiler. Vazodilatörler: Kininler, VIP, ANP ve Vazokonstriktörler: Vazopresin, noradrenalin, adrenalin, anjiyotansin II.

Kininler: Etkileri histamine benzer; dolaşımda az miktarda bulunsalar da, doku hormonlarıdırlar. Viseral düz kası kastırırlar. Vasküler düz kası, NO aracılığı ile gevşetir ve kan basıncını düşürürler. Kapiler geçirgenliği artırır, lökositleri çeker, derialtında ağrıya neden olurlar. Salgı dokularında, aktifken oluşur ve kan akımını artırırlar.

1) Bradikinin ve indirgenmesi ile oluşan 2) lizilbradikinin (kallidin). İkisi de kininaz I ile yıkılır. Kininaz II (anjiyontansin dönüştüren enzim) ile de yıkılırlar. İkisi de, 2 prekürsör proteinden (kromozom 3teki gen; yüksek ve düşük mol ağırlıklı kininojenler) oluşur. Reseptörleri G proteinlerle eşleşir. B1-r derialtında ağrıya aracılık eder. B2-r, H2-r’e benzer ve değişik dokularda bulunur.

Kalikreyinler: Prekürsörlerinden peptidleri serbestleten proteazlar. Kromozom 19daki 3 genle kodlanırlar. İki türdür: Plazma kalikreyin: Dolaşımda, inaktif biçimdedir. Etkinleştiğinde, yüksek mol ağırlıklı kininojeni bradikinine dönüştürür. Doku kalikreyini: Hücrelerarası elektrolit taşınması ile ilgili (ter ve salya bezlerinde, böbrekler, pankreas, prostat, barsaklar) hücrelerin apikal membranlarında bulunur. Doku kalikreyini, 2 kininojene de etkir ve lizilbradikinin oluşturur. İnaktif plazma kalikreyini (prekalikreyin), faktör XII ile etkinleştirilir. Kalikreyin de faktör XII’yi etkinleştirir. Yüksek mol ağırlıklı kininojen’in de faktör XII’yi etkinleştirici etkisi vardır.

Adrenomedüllin:  İlk kez feokromositoma hücrelerinden izole edilmiş baskılayıcı polipeptid. Prohormonu, PAMP’ın da kaynağıdır. Tuz yoksunluğundaki hayvanda aldosteron salımını engeller ve NO oluşumunu artırır. PAMP etkisini, periferik sempatik etkinliği engelleyerek gösterir. İkisi de, adrenal medulla, bir çok farklı doku (beyin, böbrekler) ve plazmada bulunurlar. Rolleri tam olarak anlaşılmamıştır.

Natriyüretik Hormonlar: ANP, kalpten salgılanır, çeşitli vazokonstriktörleri antagonize eder, kan basıncını düşürür. Yine de işlevi tam bilinmiyor. Natriyüretik Na+-K+ ATPaz inhibitörü (endojen “ouabain”), kan basıncını artırır.

Dolaşımdaki Vazokonstriktörler

Vazopresin: Güçlü vazokonstriktör; ancak normal kişiye enjekte edildiğinde, kardiyak verimde telafi edici azalma olur, böylece, kan basıncı çok değişmez.

Noradrenalin: Genel vazokonstriktör etkili.. Adrenalin: karaciğer ve iskelet kasında vazodilatasyon yapar. Dolaşımdaki noradrenalin etkisi, vazomotor sinirlerden salınan noradrenaline göre daha az önemlidir.

Anjiyotansin II (oktopeptid): Genel vazokonstriktör etkili. Böbrek kökenli reninin, dolaşımdaki anjiyotansinojene etkisi ile anjiyotansin I’den oluşur. Kan basıncı düşer veya HDS hacmi azalırsa, renin salgısına bağlı olarak oluşumu artar; böylece, kan basıncı kararlı tutulmaya çalışılır. Bu hormon, sıvı alımını artırır, aldosteron salgısını artırır. Ayrıca, bir çok organda ve damar duvarında (klinik hipertansiyonun bazı formlarında önemi olabilir)  renin-anjiyotansin sistemi vardır.

Ürotansin-II: İlk balık omuriliğinden izole edilmiş polipeptid. İnsan kalp ve damar dokularında bulunur. Memelilerdeki en güçlü vazokonstriktörlerden; ancak, işlevi henüz tam bilinmiyor.

vazokonstrüksiyon Kan Dolaşımını Düzenleyen Mekanizmalar

Vazokonstrüksiyon

    Makale Yazarı: duslerkulup2

Sizde yorum yazabilirsiniz...