En Çok Beğenilen Karışık Fıkralar

Fazla gulme krize girersin En Çok Beğenilen Karışık Fıkralar

Temel askerdedir fakat kimi kimsesi yoktur ve birgün Temel
cumhurbaşkanından harçlık istemek için bir mektup yazar ve mektubu
göndermesi için çavuşa verir çavuş da temel hiç mektup göndermezdi acaba
kime yazmiş diye merak eder ve mektubu okur mektupta temel
cumhurbaşkanından 20 milyon harçlık istediğini okuyunca temele acır ve
cebindeki 15 milyonu zarfa koyup Temel’e verir ve Temel parayı alınca
bir mektup daha yazar çavuş yine mektubu okur ve mektup da şöyle yazar
SAYIN CUMHURBAŞKANIM PARA İÇİN SAĞOLUN AMA BUNDAN SONRA BANKA HESABIMA
YATIRIN ÇÜNKÜ BİZİM İBNE ÇAVUŞ PARANIN 5 MİLYONUNU YEMİŞ
**********

Öperseniz beyefendi degilsinizdir,
Öpmezseniz adam degilsiniz.
Iltifat edersiniz yalan der
Etmezseniz birakir gider.
Her istegine evet derseniz karaktersiz olursunuz
Karsi çikarsaniz anlayissiz.
Çok yanina giderseniz sıkıldım der
Az giderseniz küser.
Iyi giyinirseniz çapkinsin der
Dikkat etmezseniz zevksizlikle suçlar.
Kiskanirsiniz huyun kötü der
Kiskanmazsiniz sevmiyorsun der.
Siz bir dakika geç kalin kiyamet kopar
Kendisi bir saat gecikirse bunda ne var.
Arkadasinizla bulusursunuz adi ihmal olur
O bulusur “Bizim kizlar” olur.
Siz baska kadina bakacak olsaniz gözleriniz oyulur
Baska bir adam ona baktiginda adi hayranlik konur.
Konustugunuz anda dinlemenizi ister
Dinlediginiz anda “Neden konus muyorsun?” der
Kisacasi…
Sade ama çok karisik.
Zayif gibi ama çok güçlü.
Akil karistiran ama hayranlik uyandiran.
Insani çildirtan ama mükemmel!
Bu arada tercümelerin de kadin gibi oldugunu belirtmek isterim…
Çok güzelse nadiren sadiktir.
Çok sadiksa da nadiren güzel.
**********

Genç kız feci bir hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Yaralı kalbi artık
bu dünyaya daha fazla dayanamamaya başlamıştı. Çok zengin olan ailesi
tüm gazetelere, kalp nakli için ilan vermişlerdi… Canını feda edecek
birini arıyorlardı…

Genç kız ise hergün hastahane odasında biraz daha solmaktaydı. Yine
yalnızdı odasında, gözü yaşlı, boynu bükük ölümü bekliyordu… Gözlerini
kapadı, bu küçük odada gözyaşı dökmekten bıkmıştı… Yinede engel
olamadı pınar gibi çağlayan gözyaşlarına. Sevdiği geldi aklına, fakir
ama onu seven sevgilisi… Hergün aynı şeyleri düşünüyor, anıları bir
film şeridi gibi gözünün önünden geçiyordu…”Param yok ama sana
verebileceğim sevgi dolu bir kalbim var” demişti delikanlı… Genç kızda
zaten başka birşey istemiyordu…Sevgiye muhtaç biri, sevdiğinin
sevgisinden başka ne isteyebilirdiki… Ama olmamıştı işte, dünyalar
kadar olan sevgilerinin arasına, o lanet olasıca para girmeyi bilmiş,
onları ayırmıştı… İşte paranın geçmediği zamanlara gelmişlerdi.. Ne
önemi vardı artık? Şu son günlerinde, sevdiği yanında olsa yeterdi…

Ayrılıklarından bu yana 5 bitmeyen, çile dolu yıl geçmişti…Her günü
zehir, her günü hüsran…Ama genç kız hep sevgisini yüreğinde taşımış,
kalbini kimseyle paylaşmamıştı. Sevdiğini düşündü işte o an.. Acaba o
neler yapmıştı bu kadar sene boyunca.. Kimbilir kiminle evlenmiş, çoluk
çocuğa karışmıştı… Gözlerinden bir damla yaş daha damladı kurumuş,
bitmiş ellerine. Ellerine baktı, bir zamanlar ellerinin, elerini
tuttuğunu hayal edip, her gün saatlerce ellerini seyrederdi… En çokta
saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş, koklamıştı
onları. Her bir tanesi koptuğunda, kalbine bir ok daha saplanıyordu.
Kalbi yine sızlamaya başlamıştı.. Belki sevdiği yanında olsa, kalbi bu
kadar yorulup, veda etmezdi yaşama… Zaten artık ölüm umrunda değildi
genç kızın. Sevdiğinden ayrı yaşamanın ölümden ne farkı vardı ki..
Tekrar o geldi aklına… Keşke keşke yanımda olsa dedi. Son bir kez
elini tutsa yeterdi. Gözlerini son bir kez öpse, rahatça ebediyen
gözlerini kapatabilirdi artık… Gözleri pınar gibi çağlamaya başladı.
Sevdiğini son bir kez göremeden ölmek istemiyordu.. Ufakta olsa ondan bi
hatırasını almadan bu dünyadan göçmek istemiyordu… Oysa sevdiği,
kimbilir kiminle beraberdi…Kendi sevgi dolu kalbinin kimseyle
paylaşmayı düşünmemişti bile, ama acaba o paylaşmış mıydı? Onun
sevgisini silmiş atmış mıydı acaba kalbinden? İçi birden nefretle doldu.
Üstüne büyük bir ağırlık çöktü. Onu düşündükçe her dakikasının zehir
olması artık çok daha ağır geliyordu genç kıza… Ölmek istedi, artık
yaşamak istemiyordu bu dünyada.. Ama sevdiğinden bi hatıra almadan
ölmeyeceğine and içmişti. Tekrar gözlerini açtı. Kimbilir belkide
sevdiği onu unutmuştu.. Bu düşünceler içinde derinliğe daldı…

Birden babası girdi odaya, kızına kalp nakli için bir gönüllü
bulduklarını müjdeleyecekti. Fakat genç kız çoktan uykuya dalmıştı.. Bir
meleği andıran masum yüzü, sevdiğinin özleminden sırılsıklamdı…
O gece biri gözlerini dünyaya kapadı, genç kız ameliyata alındı.
Tekleyen ve görevini yerine getirmeyen kalbi değiştirilmişti. 1 hafta
sonra tekrar gözlerini açtı dünyaya genç kız. Ama dünya daha farklı
geldi ona. Sanki birşeyler eksikti… Aradan aylar geçmiş genç kız artık
iyice iyileşmişti. Ama içindeki burukluğu bir türlü atamıyordu. Sevdiği
aklına gelince kalbi eskisinden daha çok sızlıyordu.. Bir kere, bir
kere görebilsem diye mırıldandı… Kalbi yine sızlamaya başlamıştı. Yeni
kalbi onu iyileştirmişti ama nedense her gece aniden hızlanıyor, onu
uykusundan uyandırıyor ve sanki yerinden çıkacakmış gibi atmaya
başlıyordu… Genç kız bir anlam veremediği bu durumu doktora anlamış,
ama ameliyat kolay değil, bir aydan geçer demişti doktor. Aylar geçmişti
ama hala aynıydı durum. Çiçeklerinin yanına gitti. Hergün onlarla
saatlerce dertleşiyor, zaman zaman ağlıyordu onlarla.. En çokta kan
kırmızısı gülünü seviyordu. Çünkü kırmızı gülün onun için yeri apayrı
idi. Oda genç kızla beraber gülüyor, onunla beraber ağlıyordu. Onu
sevdiği gibi görüyordu genç kız. Ve gülünü sevdiğini ilk gördüğünde ona
hediye edeceğine dair yemin etmişti. Başka türlü paylaşamazdı gülünü
kimseyle…

Kapı çaldı aniden. Kapıyı açtı ama kimse yoktu. Gözü yerdeki beyaz zarfa
ilişti. Yavaşça eğilip zarfı yerden aldı. Birden kalbi deli gibi atmaya
başladı. Ne olduğunu anlayamıyordu. Zarfın üzerinde ne bir isim, ne bir
adres vardı. Zarfı açtı, içinden beyaz bir kağıda yazılmış bir mektup
çıktı. Kalbi daha hızlı atmaya başladı. Onun kokusu vardı kağıtta. Evet,
onun kokusu vardı. Yılar yılı özlemini çektiği, yanında olabilmek için
canını bile verebileceği sevdiğinin kokusu vardı mektupta.. Başı dönmeye
başladı. Koltuğuna geçip oturdu yavaşça…Kağıdı açtı. Ve elleri
titreyerek okumaya başladı.

“Sevgilim, senden ayrıldıktan sonra, bir kalbe 2 sevginin sığmayacağını
bildiğimden dolayı, ne bir kimseyi sevebildim, nede kimseye
bakabildim… Her günüm diğerinden daha zor geçti, çünkü her gün özlemin
dahada artıyordu.. Sana kitapları dolduracak kadar şiirler yazdım. Her
biri diğerinden dahada hüzünlüydü. Yazdım, okudum, ağladım… Hergün
yazdım, her gün okudum, senelerce ağladım… Her gece seni düşündüm
sabahlara kadar, her gece senin yanında olmayı istedim. Ve her gece
sensizliğe lanet ettim, uykuları haram ettim kendime, sensiz olmanın
acısını gözlerimden çıkardım… Ve bir gün herşeyi değiştirecek bir
fırsat çıktı önüme. Bunu fırsatı değerlendirmeyip, kendime haksızlık
edemezdim… Ve değerlendirdim… Senden çok uzaklara gittim, belki seni
unuturum diye.. Ama tam tersi oldu. Seni daha çok özlüyorum artık…
Senden çok uzaklardayım belki, ama yinede seni görmek için uzaklardan
gelebiliyorum. Hemde her gece… Seni seviyor, seyrediyor ve eğilip sen
uyurken yanağına bir öpücük konduruyorum.. Bazen gözlerini açıp
bakıyorsun, geldiğimi bildiğimi sanıyorum ama yine o tatlı uykuna geri
dönüyorsun. Yarın birbirimizi sevmemizin 6. senesi… Hep ben geldim
şimdiye kadar senin yanına, yarında sen gel olur mu sevgilim.. Ha,
unutmadan, sana hep sözünü ettiğim, kalbime iyi bak olur mu? Çünkü
gözyaşlarımla, adını yazdım ona…Seni senden bile çok seven bir sevgi
var kalbinin içinde… Unutma, kırmızı gülüde unutma olur mu??… Seni
Seviyorum, Yanıma Gelinceye Kadarda Seveceğim…
Sevgilin….”

 

   

Düşüncelerinizi bekliyoruz :)

<?php bloginfo('name'); ?> <?php wp_title(); ?>