Diyabetik Ayak Enfeksiyonlarının Antimikrobiyal Tedavisi

diyabetik ayak Diyabetik Ayak Enfeksiyonlarının Antimikrobiyal Tedavisi

diyabetik ayak tedavisi

Diyabetik Ayak Enfeksiyonlarının Antimikrobiyal Tedavisi

Diyabetik Ayak Enfeksiyonlarının tedavisi enfeksiyonun önlenmesi ve enfeksiyon varsa amputasyonun önlenmesi ilkesine dayanır. Diyabetik yara eğer enfekte ise etkenin belirlenmesi ve hızlı olarak antimikrobiyal tedavinin başlatılması gereklidir. Eritemin artması, pürülan akıntı, sistemik enfeksiyon bulguları ve enfeksiyonu gösteren laboratuvar parametreleri antibiyotik tedavisi için bakılması gereken parametrelerdir.

Diyabetik Ayak Enfeksiyonunda Klinik Sınıflama

*Pürülans ve inflamasyon olmayan yara

*>2 inflamasyon bulgusu (pürülans, eritem, ağrı, hassasiyet, ısı artışı, endurasyon) ancak ülser etrafında selülit/eritem <2cm ve infeksiyon cilt veya yüzeyel ciltaltı dokuya lokalize, sistemik bulgu yok

*Hasta sistemik ve metabolik olarak stabil ancak aşağıdakilerden >1’i mevcut; >2cm selülit, lenfanjit, yüzeyel fasyaya yayılım, derin doku apsesi, gangren, kas, tendon, eklem ve kemik tutulumu

*Sistemik toksisite, metaboliz bozukluk (ör: ateş, taşikardi, hipotansiyon, konfüzyon, kusma, asidoz, lökositoz, ciddi hiperglisemi, veya azotemi)

En Sık Üreyen Bakteriler

Gram(+) S. Aureus (%89)

Gram (-) E. Coli(%76), P. Aeruginosa (%52)

Anaerop B. Fragilis (%85)

TEDAVİ

Multidisipliner ekip tarafından yapılmalıdır. Tedavisi; Antibiyotik tedavisi, cerrahi drenaj ve debridman, yara bakımı, metabolik bozuklukların düzeltilmesi, diğer tedvi metodları

Antibiyotik Tedavisi: Kolonizasyonu değil infeksiyonu tedavi et. Antibiyotikler profilaktik kullanılmaz. İnfekte olmayan ülserlere tedavi gerekmez.

Hastaneye Yatış Kararı

Ciddi ve komplike infeksiyonu olanlar, metabolik bozuklukların düzeltilmesi, tanısal testlerin yapılması, yara iyileşmesini bozan faktörlerin düzeltilmesi, gözlem, antibiyotik tedavisine uyumun sağlanması, İV tedavi gereksinimi, Sosyal nedenler

Hafif veya orta derecede, ekstremiteyi tehdit etmeyen enfeksiyonlarda evde sık kontroller ile takip yapılmalı. Ampirik tedavide seçilecek ajanlar 1. kuşak oral sefalosporinler, 2. kuşak sefalosporinler, klindamisin, ampisilin sulbaktam, amoksisilin kulavulanik asit şeklindedir. Klindamisin yüksek doku konsantrasyonuları ile etki gösterir, kinolonlara direnç fazladır, uygun endikasyonda 14 günlük tedavi başarı oranları >%90’dır. Evine gönderilecekse lezyonlu ayağın istirahati ve 24-48. saatte değerlendirilmesi gerekmektedir.

Ciddi veya ekstremiteyi tehdit eden enfeksiyonlarda ise çoğul mikroorganizma sorumludur. Seçilen antibiyotik mutlaka anaeropları da etki spekturumuna almalıdır. Tedavi hastaneye yatırılarak yapılmalı ve parenteral antibiyotik kullanılmalıdır. Parenteral klindamisin+ siprofloksasin uygulanabilir. Beta laktam+ beta laktamaz inhibitörleri (ampisilin sulbaktam, piperasilin tazobaktam, amoksisilin klavulonat, tikarsilin klavulonat) kullanılabilir. Üçüncü veya dördüncü kuşak sefalosporinler ile ornidazol/metronidazol kombinasyonları kullanılabilir. Aminoglikozitler zorunlu kalmadıkça tercih edilmemelidir.

Tedavi Süresi: Hafif enfeksiyon 1-2 hafta

Orta enfeksiyon: 2-4 hafta (osteomiyelit -)

Ciddi enfeksiyon 4 hafta (osteomiyelit -)

Osteomiyelit tedavisi uygulanan cerrahi rezeksiyona göre değişmektedir.

Osteomiyelit Tanısı

  • 2 cm2’den geniş ülser: duyarlılık %56, özgüllük %92
  • 3mm’den derin ülserlerde osteomiyelit daha sık (%82 vs %33)
  • ESH> 70 mm/s: duyarlılık %89, özgüllük %100
  • ESH>65 mm/s+ yara genişliği >2cm2
  • Duyarlılık %83 özgüllük %77 PPD %80 NPD %81

Cerrahi Sonrası Antibiyotik

  1. Rezidüel infekte doku yok (Ör amputasyon sonrası) – parenteral veya oral 2-5 gün
  2. Sadece rezidüel infekte yumuşak doku – parenteral veya oral 2-4 hafta
  3. Rezidüel infekte kemik (canlı)- başlangıç parenteral, ardışık tedavi 4-6 hafta
  4. Cerrahi uygulanmamış veya cerrahi sonrası rezidüel ölü kemik dokusu- başlangıçta parenteral, ardışık tedavi >3 ay

Sonuç olarak her diyabetik ayak ülseri infekte değildir. Klinik değerlendirme çok önemlidir. Gereksiz mikrobiyolojik örnek alınmaması gereklidir. Osteomyelit varlığı değerlendirilmelidir. Standart bir antibiyotik tedavi protokolü yoktur. Dirençli mikroorganizmaların ortaya çıkışı tedaviyi güçleştirmektedir. Multidisipliner yaklaşım oldukça önem arz eder.

   

Düşüncelerinizi bekliyoruz :)

<?php bloginfo('name'); ?> <?php wp_title(); ?>