Canlılarda Sinir Sistemi Oluşumu

Deniz Şakayığı

Canlılarda Sinir Sistemi Oluşumu

Tek hücreli bir organizmanın çevresindeki değişikliklerden haberdar olabilmesi veya kendi farklı bölümleri arasında iletişim sağlayabilmesi için sadece kimyasal aracıların kullanıldığı mekanizmalar yeterli olabilir. Fakat bu tür iletişim yeterince duyarlı ve hızlı değildir. Haber trafiğinin yoğun ve haber iletiminin doğrulukla ve hızla gerçekleştirilebilmesinin zorunlu olduğu çok hücreli yüksek tür canlılarda ise kimyasal mekanizmalara ek olarak özel iletişim sistemleri yani sinir sistemi gelişmiştir. Sinir sistemleri kimyasal mekanizmalara ek olarak elektriksel mekanizmalar da içerir. Sinyale neden olan moleküler başlıca şunlardır: İnsülin, glukagon, proteinler, epinefrin, histamin, ATP, steroidler, prostoglandinler ve fotondur.

İlkel sinir sistemlerinin görülmeye başlandığı en alt türler hidra, deniz anası ve deniz şakayığı (anemonya) gibi suda yaşayan solentratlardır. Filojenik hiyerarşide alt türlerden yüksek türlere geçildikçe sinir sistemlerinin artan bir karmaşıklıkla örgütlendikleri dikkat çeker. Fakat örgütlenmelerindeki büyük farklılıklara karşın basit canlılarla insan sinir sisteminin örgütlenme prensipleri ve çoğu durumda temel fizyolojik mekanizmaları şaşırtıcı benzerlikler gösterir. Hatta organizasyon farklılıkları bile bazı ilkellerle uyum içinde ortaya çıkmıştır. İlkel canlılarda refleks davranış incelendiğinde bazı deniz polipleriyle deniz şakayıklarında epitel hücreleri arasında sinir hücrelerine benzer hücrelerin yer aldığı görülmüştür. Dış uyaranlara duyarlı olan bu hücrelerin kollara ayrılan uzantıları yakınlarında buluna kontraktil hücrelere (ilkel kas hücreleri) bağlıdır. Böyle tek nöronlı bir sinir sisteminin çalışma tarzı kuşkusuz son derece basittir. Sinir hücresi uyarılır uyarılmaz bağlı olduğu kas hücresi de kasılır.

Diğer deniz poliplerinde ve deniz analarında epitel hücreler arasına serpiştirilmiş sinir hücrelerinin yanı sıra epitel hücre katmanının altında ikinci bir sinir hücresi katmanı daha görülüyordu ve bu katman subepitel ağ (plexus) oluşturuyordu. Subepitel ağ nöronlarının hemen tümü kas hücrelerine bağlı oldukları için bunlara motor nöronlar denilebilir. İlk bakışta böyle iki tip nörondan oluşan bir sinir sisteminin çalışma tarzının basit olacağı sanılabilir. Oysa aksine, durum bir hayli karmaşıktır. Çünkü motor nöronlar hem epitel katmandaki duyu nöronlarına hem de diğer motor nöronlara bağlıdır. Ayrıca bir motor nörona duyu nöronundan gelen mesajlarla diğer motor nöronlardan gelen mesajlar zıt etkili olabilir.

Deniz analarından insana kadar tüm canlılardaki sinir sistemlerinde duyu nöronları ile motor nöronlar arasında üçüncü tip bir nöron grubu daha yerleşmiştir. Fonksiyonları açısından ne duyu ne de motor nöron sayılan bu hücrelere aranöronlar denir. Sözü edilen üç tip nöronun çeşitli türlerdeki vücut içi yerleşimleri çok farklıdır. Hidra gibi aşağı tür omurgasızda organizmanın tüm gövdesini saran subepital pluksus hem motor nöronlardan hem de ara nöronlardan oluşur. Pleksus nöronları birbirleriyle sinaptik bağlantılar yaparlar. Fakat bu sinapslar daha yüksek canlılardaki gibi polarize olmamıştır. Yani sinir impulsları sinapstan tek yönde değil her iki yönde de iletilir. Sonuç olarak vücut herhangi bir noktasından uyarıldığında tüm vücudu kapsayan bir cevap oluşur. Böylece bu ilkel sinir sisteminde bir kontrol merkezinin veya gangliyonik bir beynin varlığından söz edilemez.

    Makale Yazarı: duslerkulup2

Sizde yorum yazabilirsiniz...