Biyolojik Silahlar Hakkında Detaylı Bilgi

chemical Biyolojik Silahlar Hakkında Detaylı Bilgi

BİYOLOJİK SİLAHLAR
Üzerinde sıklıkla durulan biyolojik
silahlar, herhangi bir saldırıda kullanıldıklarında benzeri nadir
görülen insan yapımı bir salgına neden olmaktadırlar; ancak durum
bilimsel olarak ele alındığında bu olayın tıbbın sınırları içerisinde
olduğu ve bu olaya klinik tıbbın ve koruyucu hekimliğin prensiplerinin
uygulanabileceği görülmektedir. Tanının en kısa sürede konulması ve
erken dönemde gerekli tıbbi müdahalelerin yapılması hastalık ve ölüm
oranlarını azaltarak, biyolojik saldırının zararlarını en aza
indirecektir. Biyolojik silahlarla gerçekleştirilen bir saldırıdan sonra
konu hakkında bilgi sahibi hekimlerin ayırıcı tanıyı yapmaları ile
birlikte halk sağlığı çalışanları gerekli stratejileri belirleyecek ve
kullanılan biyolojik silahın etkilerinin sınırlı kalmasını
sağlanabilecektir.

Biyolojik Silah Nedir ?
Biyolojik silahlar türlerine göre şu şekilde tanımlanabilirler:
Mikroorganizmalar
: Hedef canlıya yerleşerek gelişen ve bu canlının ölümü veya etkisiz
hale gelmesiyle sonuçlanan bir hastalık tablosu ortaya çıkaran çok küçük
canlılardır. Bu mikroplar doğal halde olabildikleri gibi genetik olarak
değiştirilmiş halde de olabilirler (1).
Biyolojik olarak üretilen
biyo-aktif maddeler : hedef canlıyı öldüren veya etkisiz hale getiren
genellikle (her zaman değil) bir mikrop tarafından üretilmiş
maddelerdir. Bu grupta çoğunlukla toksinler bulunmakla birlikte diğer
biyolojik maddeler de bulunabilir (hormonlar, nöro-peptitler, sitokinler
gibi) (1).
Yapay olarak üretilmiş biyolojik madde taklitleri :
Günümüzdeki teknik ve bilimsel gelişmeler sayesinde canlılara zararlı
olan biyolojik maddelerin etkilerini taklit edecek yapay maddelerin
üretilmesi ve üretilen bu maddelere, istenilen özellikteki canlılarda
etkili olabilecek nitelikler kazandırılması mümkündür (örneğin belirgin
genetik özellikleri bilinen bir insan ırkına etkili olmaları
sağlanabilir) (1).
Son iki tanımda yer alan biyolojik silahların,
kimyasal silahlardan farkı üretim şekillerindedir. Bu iki tanımda yer
alan silahlar “biyolojik kimyasal silah” olarak da adlandırılabilir.
Kimyasal silah, bir kimya bölümünde üretilir ve üretim aşamasında hiç
bir zaman canlı bir organizma kullanılmaz. Bunun yanında biyolojik
silahların üretiminde kimyasal yöntemlerden de yararlanılabilir; örneğin
çok hızlı bozunan bir biyolojik silah hammaddesinde gerçekleştirilecek
kimyasal işlemler sayesinde bu madde daha uzun ömürlü hale
getirilebilir(1, 2).
Tarihte Biyolojik Silahlar ve Biyolojik Savaşlar

Biyolojik
savaş: “insan veya hayvanlarda ölüme veya bitkilerde hasra neden olmak
amacıyla, biyolojik maddelerin kullanılması” şeklinde tanımlanır (3).
Bilindiği kadarıyla ilk biyolojik silah 1346 yılında Karadeniz’in Kaffa
limanında (Kırım), pire taşıyan sıçanlar düşmanlara veba hastalığını
bulaştırmak amacıyla kullanılmıştır. Tatarlar kuşattıkları Ceneviz
kalesinin duvarlarının üzerinden hastalık taşıyan ölü sıçanları şehrin
içine atmışlar ve sonunda şehri ele geçirmişlerdir (1, 2).
Diğer bir
biyolojik silah kullanma girişimi 1754 – 1767 yılları arasında
gerçekleşti. Fransızlarla Amerikan Yerlileri arasındaki savaş sırasında
İngilizler tarafından yerlilere verilen battaniyeler çiçek hastalığı
etkeni taşıyordu. Sonuçta bir çok yerli çiçek hatalığından öldü, ancak
çiçek hastalığının yerlilere battaniyelerle mi yoksa hastalıklı
Avrupalılarca mı bulaştırıldığı tam olarak açıklığa kavuşmadı (3, 2).
Japonlar
1932 yılında insanlar üzerinde dehşet verici biyolojik silah deneyleri
gerçekleştirdiler. “Birim 731” adı verilen Çin bölgelerinde
gerçekleştirilen bu deneyler sırasında en az 11 Çin şehrine şarbon,
kolera, şigella, salmonella ve veba hastalığı etkeni bulaştırıldı ve en
az 10 bin kişi bu denemeler sırasında öldü (3, 4, 2).
Amerika
Birleşik Devletleri (ABD), 1943 yılında Detrick Kamp’ında (Maryland)
saldırıya yönelik biyolojik savaş çalışmaları başlattı (4). 10 yıl sonra
savunmaya yönelik çalışmalar başladı. 1969 yılına kadar ABD; şarbon,
botulism (bir çeşit ağır gıda zehirlenmesi), tularemi, bruselloz,
Venezuella at ensefaliti ve Q-humması etkeni olan mikroorganizmaları
silah / bomba haline getirdi (3). Yine aynı yıl içerisinde ABD başkanı
Nixon tarafından saldırıya yönelik biyolojik silah programına son
verildiği açıklandı (5). 1972 yılında Cenevre’de Biyolojik Silahlar
Antlaşması imzalandı; buna göre biyolojik silahlar hiç bir zaman
geliştirilmeyecek, üretilmeyecek, stoklanmayacak, bir şekilde temin
geçirilmeyecek veya kullanılmayacaktı (5).
Ancak bu antlaşmaya
rağmen biyolojik silahların kullanımı devam etti. Güneydoğu Asya’daki
çatışmalar sırasında 1974 – 1981 yılları arasında binlerce insanın,
“sarı yağmur” olarak bilinen “Trichothecenemikotoksinleri”nin
saldırılarda kullanımı sonucu öldüğü sanılmaktadır (1). 1978 yılında
Bulgar muhalif Georgi Markov, keneotu tohumunda bulunan ve zehirli bir
madde olan “risin” içeren “şemsiye silahı” mermisi ile baldırından
vurularak öldürüldü (3). Bundan bir yıl sonra 1979 yılında eski
Sovyetler Birliği ‘nin Sverdlovsk şehrindeki bir biyolojik silah
araştırma merkezinden kaza ile havaya yayılan şarbon basili sporlarını
soluyan kişilerden en az 66’sı öldü (3).
Irak 1991 yılına kadar
şarbon, botulinium toksini ve aflotoksini bomba haline getirdi . Körfez
Savaşı sırasında bunların kullanılmadığı ve 1996 yılında Birleşmiş
Milletler tarafından ilgili tesislerin imha edildiği belirtilmektedir .
Son
olarak 20 Mart 1995 tarihinde, Tokyo’da bir Japon metrosuna Aum
Shinrikyo tarikatı mensuplarınca atılan kimyasal sarin (sinir) gazı
bombasının içerisinde şarbon, botulism ve Q humması içeren biyolojik
silah parçacıkları tespit edilmiştir, bu saldırıda 12 kişi ölmüş, 5500
kişi yaralanmıştır (3).
biyolojik sava%C5%9F Biyolojik Silahlar Hakkında Detaylı Bilgi

    Makale Yazarı: duslerkulup2

Sizde yorum yazabilirsiniz...