Aşı Karşıtlığı Hakkında Bilgi

Aşı Karşıtlığı Aşı Karşıtlığı Hakkında Bilgi

Aşı Karşıtlığı

Aşı Karşıtlığı Hakkında Bilgi

Aşılama zayıflatılmış virüs ya da bakterilerin ya da bunların antijenik parçalarının vücuda verilerek yapay bağışıklık elde edilmesidir. Bu sayede bulaşıcı hastalıklar başta olmak üzere morbiditesi ve mortalitesi yüksek olan hastalıkların engellenmesi ya da zarar verme oranının azaltılması amaçlanmıştır. Aşı hem bireysel bağışıklanmayı sağlar hem de aşılanmamış kişilerin, aşılanan kişiler nedeniyle, hastalık etkeni ile temaslarının azalması sonucu, toplumda o hastalığın görülme hızının azalması demek olur ki buna toplumsal bağışıklık denir. Dolayısı ile aşılama programları bulaşıcı hastalıkları engelleme ve ortadan kaldırma, hastalıkların morbidite ve mortalitesini azaltma, sağlıklı toplum gelişimi için maliyet etkin en iyi yöntemdir.

Buna karşın dünyada ve ülkemizde git gide artış gösteren bir aşı karşıtlığı ile karşı karşıya kalmaktayız. Öyle ki DSÖ (Dünya sağlık Örgütü) 2012 yılında ‘Aşı Tereddütleri Çalışma Grubu’ (Vaccine Hesitancy Working Group) adı ile aşı reddini araştırmak için bir grup kurdu. Bu grubun çalışmaları sonucu DSÖ-Unicef ’in hazırladığı rapora göre aşı tereddüdü ile aşı reddi farklı tanımlandı. Aşı tereddüdü aşıyı kabullenmekte gecikme veya aşıya ulaşılmış olmasına rağmen reddetme durumu olup, bir ya da daha fazla aşı için söz konusudur. Aşı reddi ise tüm aşıları reddetme iradesi ile yaptırmama durumudur.

Aşı Karşıtlığı Tarihçesi

Aslında bu kavramın temeli 1850’li yıllara, İngiltere’ye dayanmaktadır. 1853’te İngiltere’de olan çiçek salgınında devlet halkı o zamanın şartları gereği detaylı bilgilendirme yapmaksızın zorunlu aşı yaptırmış ve reddetmek isteyenlere hapis cezaları ve ağır cezalar uygulamıştır. Yapılan bu uygulamalar insan doğası gereği tepki ile karşılanmıştır. Zamanla bilinçlenmenin artması ve çeşitli politikalar ile bu direnç azaldı. Bununla birlikte son 20 yılda özellikle son 8 yılda aşı karşıtlığı-aşı kaygıları tekrar artmaya başladı.

DSÖ aşı reddi nedenlerini bireysel, toplumsal, bağlamsal ve örgütsel ana başlıkları altında toplamıştır. Yurtdışında yapılan çalışmalarda aşı suçlamaları ile ilgili tespit edilen en önemli iddialar şu şekilde sıralanabilir: Aşıların içerdiği kimyasallar nedeni ile toksik olduğu, aşı üreten firmaların bu işten elde ettiği büyük finansal getirinin art niyetli olabileceği kaygısı, doğal bağışıklanmanın ya da doğal yöntemlerin hastalıklardan korunmada daha etkin olması gibi iddialar başı çekmektedir.

Türkiye’de Aşı Karşıtlığı

Ülkemizde çocukluk çağı aşı redleri ile ilgili çalışma yoktur. Eksik aşılı olma, tüm aşıları yaptıramama durumları ile ilgili çalışmalar olmuştur. 2004 yılında Urfa’da gebelerde ve çocuklarda yapılan tetanoz aşılanma oranlarını ve aşılamadaki sorunları araştıran bir çalışmada kaçırılmış fırsatlar, aşının önemsenmemesi (%21), geçici tarım işçiliği nedeniyle yaptıramama (%27) ve aşının zararlı olduğunu düşünme (%21) olarak belirlenmiştir. 2017 yılında Denizli’de yapılan Sağlık çalışanlarının influenza aşısına yaklaşımlarını araştıran çalışmada aşı olmak istemeyenlerin en önemli nedenleri aşının gerekliliğine inanamama (%64,5), diğer korunma yöntemlerini tercih etme (%40,9), yan etkilerinden korkma (%39,1) olarak bulundu17. Ülkemizde buna benzer spesifik, erişkin aşı kabulü ile ilgili çalışmalar olsa da çocukluk çağında tüm aşıların reddi ile ilgili çalışma yoktur.

   

Düşüncelerinizi bekliyoruz :)