Şiir Türleri Hakkında Detaylı Bilgi


LİRİK ŞİİR

 İçten gelen heyecanları coşkulu bir dille anlatan duygusal şiir türüdür.  Divan edebiyatında özellikle gazeller, murabbalar, şarkılar; halk edebiyatında koşmalar, semâiler bu türe örnektir. Yeni Türk edebiyatında ise türlü nazım şekillerinde yazılmıştır.

 NERDESİN?

 Geceleyin bir ses böler uykumu.
İçim ürpermeyle dolar: – Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Aşıkıyım beni çağıran bu sesin.

Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgarlara karışır gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana: Nerdesin?

Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben,
Elverir ki bir gün bana derinden
Ta derinden bir gün bana “Gel” desin

 

KOŞMA

Yeni mektup aldım gül yüzlü yârdan

Gözletme yolları gel deyi yazmış

Sivr’alan Köyü’nden bizim diyârdan

Dağlar mor menevşe gül deyi yazmış

   Beserek’te lâle sümbül yürüdü

Güldede’yi çayır çimen bürüdü

Karataş’ta kar kalmadı eridi

Akar gözüm yaşı sel deyi yazmış

   Eylenme gurbette yayla zamanı

Mevlâ’yı seversen ağlatma beni

Benek benek mektuptadır nişanı

Gözyaşım mektupta pul deyi yazmış

   Kokuyor burnuma Sivr’alan Köyü

Serindir dağları soğuktur suyu

Yâr mendil göndermiş yâdigâr deyi

Gözünün yaşını sil deyi yazmış

   Veysel bu gurbetlik kâr etti cana

Karıştır göçünü ulu kervana

Gün geçirip fırsat verme zamana

Sakın uzamasın yol deyi yazmız.

 GAZEL

Hasılım yok ser-i kuyunda beladan gayrı Garazım yok, reh-i aşkında fenadan gayrı. aa Matla beyti
Ney-i bezm-i gamem ey ah ne bulsan yele verOda yanmış kuru cismimde hevadan gayrı ba Hüsn-i matla
Perde çek çehreme hicran günü ey kanlı sirişk,Ki gözüm görmeye ol mehlikadan gayrı ca
Yetti bîkesliğim ol gâyete kim çevremde Kimse yok çizgüne girdâb-ı belâdan gayrı  da
Ne yanar kimse mana âteş-i dilden özgeNe açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı ea Beytü’l-gazel
Bozma ey mevc gözüm yaşı habâbıb ki bu seylKomadı hiç imaret bu binâdan gayrı fa Hüsn-i makta
Bezm-i aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyemNe temettu’ bulunur bende sadâdan gayrı ga Makta beyti

 

Özellikleri: Aruzun “Fe i lâ tün / Fe i lâ tün / Fe i lâ tün /Fe i lün ” kalıbıyla yazılmıştır.Bütün beyitler güzel olduğu için yek-âvâz, konu bütünlüğü bakımından yek-âhenk bir gazeldir.

 PASTORAL ŞİİR

Doğa güzelliklerini, orman, yayla, dağ, köy ve çoban hayatını ve bunlara karşı duyulan özlemleri anlatan şiir türüdür. “Pastoral” kelimesi “çobanlara ait” demektir. Batı edebiyatlarında doğrudan doğruya doğa manzaralarını canlı biçimde anlatan şiirlere idil, konuşma biçiminde yazılan pastoral şiirlere de eglog denir.

BİNGÖL ÇOBANLARI

 Daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum.

Bu dağların eskiden aşinasıdır soyum.

Bekçileri gibiyiz ebenced buraların,

Bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların

Görmediği gün aynı pınardan doldurup testimizi

Kırlara açılırız çıngıraklarımızla.

Okuma yok,yazma yok, bilmeyiz eski yeni,

Kuzular bize söyler yılların geçtiğini,

Arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;

Önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek,

Dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı.

Anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda,

Bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam;

Şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda,

“Suma”mın başka köye gelin gittiği akşam,

Gün biter, sürü yatar ve sararsan bir ayla,

Çoban hicranlarını basar bağrına yayla.

Kuru bir yaprak gibi kalbini eline al,

Diye hıçkırır kaval:

Bir çoban parçasısın, olmasan bile koyun,

Daima eğeceksin başkalarına boyun;

Hülyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı,

Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı

Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an,

Mademki kara bahtın adını koydu çoban!

Nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden,

Çıngırak seslerinin dağlara dediğinden

Anlattı uzun uzun.

Şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun

Nadir duyabildiği taze bir heyecanla,

Karıştım o gün bugün bu zavallı çobanla

Bingöl yaylalarının mavi dumanlarına,

Gönlümü yayla yaptım Bingöl çobanlarına.

 

DİDAKTİK ŞİİR

Belli bir düşünceyi aşılamak ya da belli bir konuda öğüt, bilgi vermek, ahlâkî bir ders çıkarmak amacıyla öğretici nitelikte yazılan, duygu yönü zayıf şiir türüdür. Manzum hikâyeler ve fabllar bu türe girer.

EPİK ŞİİR

Konusu savaş, kahramanlık, yiğitlik ve yurt sevgisi olan ya da tarihî bir olayı coşkulu bir anlatımla işleyen uzunca şiirlere denir. Aynı anlamda destanî şiir, hamasî şiir ve kahramanlık şiir terimleri de kullanılır.

FETİH MARŞI

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;

Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;

Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

 

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın ?

Fatih?in İstanbul’u fethettiği yaştasın.!

 

Sen ne geçebilirsin yardan, anadan, serden….

Senin de destanını okuyalım ezberden…

Haberin yok gibidir taşıdığın değerden…

 

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın…

Fatih?in İstanbul?u fethettiği yaştasın.!

 

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini…

Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini ?

Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

 

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;

Fatih?in İstanbulu fethettiği yaştasın.!

 

Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.

Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.

Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!

 

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın

Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!

 

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan

Yürüyeceksin… Millet yürüyecek arkandan !

Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan?dan ….

 

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;

Fatih?in İstanbul?u fethettiği yaştasın.!

 

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin !

Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!

Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın…

 

Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın ?

Fatih?in İstanbul?u fethettiği yaştasın.!

 DRAMATİK ŞİİR

Hayatın trajik, komik, korkunç bir yanını göz önünde canlandırmak ya da tiyatroda oynanmak için yazılan şiir türüdür.

SATİRİK ŞİİR

Alay etmek, dalga geçmek veya güldürmek maksadıyla yazılan şiir türüdür.

    Makale Yazarı: Duslerkulup

Sizde yorum yazabilirsiniz...