Sanat İle Kahve Arasındaki Düşüncelerim


sanat ile kahve arasındaki düşüncelerim

İnanmak ile inanmamak arasında kaldığımız bir hayattan meydana gelen insanlarız. Sanata ve sanat eserine duyulan muhteşem hazzın en uç noktasındayız. Bugün yaşadığımız sanatın içine giren ve her eserin gölgesinden yeni bir gölgeler meydana getiren bir başkalaşımın içinde , sanat eserinden uzak ama sanata yakın bir düşünce mekanizmasının içindeyiz. Eserin bile modası geçmiş , tıpkı bir kıyafet… tıpkı bir söz gelimi gibi… Sanatın içinde sanatçının ürettiği eser nasıl modasını kaybedebilir ? Moda ve sanat kelimeleri yan yana gelince bana , kavram olarak bildiğimiz tanımlarını hep birbiriyle yoğurarak anlamdan uzaklaşmamızı hatırlattı. Moda , geçici olarak yeniliğe ve toplumsal beğeniye uygun olan anlamında Türk Dil kurumunun eşsiz ifadesini bir hatırlayalım. Geçici olan bir yenilik ile kıyaslanan ve tüm benzetimlere açık olan sanat kavramı aslında bu tarz benzetimlerin altında daima nefes almaya çalışıyor. Nefesini yitirdiği anlarda ise siyasetin ve sansürün hain hesaplaşmalarına maruz kalıyor. Ben sanatı tüm evlerin ışıkları yanarken caddede gezinen herkesin gördüğü , ama evsiz kalmış bir çocuğa benzetiyorum. Kaygı duyulan sanatın içinde en çok yıpranan , ve anlamını çoğu kez kişiselleştirdiğimiz bir sanat dalından söz etmek istiyorum. Müzik sanatın içinde , sanat ve sanatçının düzlemdeki bakış noktası . Bu bakış noktasının keskin ve net olması müziğin sanat içinde sanata ve sanatçı ya farklı bakmayı ve farklı olmayı içsel olarak var olmaya yaklaştıran ne güzel bir duygu , hissiyat… Vivaldi’nin “Dört mevsim” eseri 1723 yılında bestelenmiş barok müziğinin önemli eseri .

Klasik müziğe ilgimin ve taktirin o muhteşem beğeninin bende bu eserle başladığını ifade etmek isterim. Dört mevsim eserini ilk dinlediğimde müziğin içindeki hoş tanımlar içerisinde yer alan coşku , ve bu duygunun müziğin içinde hissedilmesi. Müziğin duygulara en uç noktadan bakmasını ve objektif yaklaşımını çok seviyorum. Tüm sanatların felsefe boyutundan bakıldığından duygular çıplaktır. Ama müzikte duyguların çıplaklığını görmezsiniz sadece yaşadığınız o duygunun büyüsünü akılda tutarsınız. Bu yüzden Vivaldi’nin , klasik dönem bestecilerinin bu ince detaydan bakışları bugün eserlerine karşı aciz hayranlığımızın sebebi. Müziğin hızla tüketiminin ve tıpkı bir hazır yiyecek gibi ambalajlanıp , tüketilen.
Tekrar ambalajlanıp tekrar tüketilen gündemin içinde kalmışlığın öyküsü…
Sanat kavramı içine sığınan bu tüketim hızı müziğin ellerine bir kelepçe vurmuştur. Bu kelepçeye direnen
müzik asil duruşunu asla kaybetmemiştir. Müziğin sedefsi saçlarının beyazlanması ama asla bir telinin bile dökülmemesi apaçık şu gerçeği gösteriyor. Çınar ağacı gibi toprağa köklerini salmış olan
Müzik asla ölmez! ve doğru bildiğinden asla şaşmaz. Sanatın insanlar için olduğu gerçeğine ithafen bir tanımda ben yazmak istiyorum. Sanat , insanlar için ve onun gelişimindeki insanlık içindir. İnsanlık sanattan ne kadar uzaklaşırsa , insancıl bir toplumda yaşadığından ve bu toplumun güzel olduğundan söz edemez birey . Film yönetmeni , yazar Andrey Tarkowski ” Dünya mükemmel olmadığı için sanat vardır. ” sözüyle mükemmel diyemediğimiz güzelliği içinde barındıramayan dünyanın aslında sanata ihtiyaç olduğunu hatırlatır. Ve sanatın amacına ve güzelliğine hoş bir tebessüm de bulunur. Politik açıdan sanat tüm sanat dalları içinde adeta anlaşılması zor seçimlere maruz kalmıştır. Ülkelerin ekonomik sosyal ve kültürel değişimleriyle ilerleyen sanat bu hızı görmezden gelememiştir. Sanat ve sanatçılar bu tüketim hızından şikayetçi fakat bu tüketimin içinde bir obje görevinde olduklarını anlayamadıkları bir hız çerçevesinde kalmışlığın o kaosu ve yaratıcılığı körükleyen hırs ve Everest için savaşı ve savaşmayı öğretmiştir bu yenilik aslında. Sanat için sanat kavramını düşününce hep aklıma şu geliyor. Acaba sanat neden sadece sanat için var olmuyor? Kanatlarını sıkıca çekiştiren siyasetin , kabaca hor gören cehaletin , sınıflandıran bir kalıba sokmaya çalışan tüm öğretilerin gölgesinde sanat .
Nefesinin parçalara ayrılmasına karşı direniyor…
Yalnızca sanat için sanat diyen düşünceleri arıyor.

Makaleyi Gönderen: Sinem ALGAN


Etiketler:, , ,

3 sene önce
  Eğlence Dünyası kategorisine eklendi.
Yazar: Duslerkulup

Sanat İle Kahve Arasındaki Düşüncelerim Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

-->

Buyrun Ne Aramıştınız?

Sosyal Medya

Facebook Twitter

Düşler Kulüp Facebook Sayfası

Sitemizi daha güzel görmek için CTRL tuşuna basılı tutup mause ortasındaki tekerleği geriye doğru çekiniz.

Arşiv

Ücretsiz Duslerkulup Aboneliği

Sitemizde açılan konulardan ilk siz haberdar olmak istiyorsanız ücretsiz abone olun.

Diğer 60 aboneye katılın