Bursanın İznik İlçesi Hakkında Detaylı Bilgi 2

iznik şehri resim
ZEYTİNCİLİK
İznik Marmara?nın en büyük zeytin üretim merkezidir. 69.804 hektarlık
üretim alanı içinde, çeşitli meyve ve sebzeleri ile zeytin, zirai üretim
ilk sırasını alır.
Sınırları içinde 7 milyon dikili ağaçla, yaklaşık 30 milyon kilo zeytin
üretir.
İznik zeytini sofralık olarak yetiştirilir. Halkın yüzde sekseninin
üreticisi olduğu İznik?te zeytin, özel havuzlarda sulu salamura, diyet
teneke ve kuru salamura şeklinde depolanarak piyasaya arz edilir. **

MEYVECİLİK
İznik çeşitli gelirlerin dışında Marmara?nın meyve ve sebze ambarı olar
bilinir. 1960lı yıllara kadar MÜŞKÜLE üzümüyle tanınan İznik, o yıllarda
çeşitli Avrupa ülkelerine üzüm ihracatıyla yurtiçinde ikinci sırayı
almaktaydı.
Ancak daha sonra ihracatın durmasıyla, üretimde de gerilme yaşanmıştır.
Şimdilerde iç piyasa talebine karşılık verilmektedir. İznik?te 2000
yılından itibaren hızla seracılım gelişmektedir. Son yıllarda kiraz
üretimi ile de kendini gösteren İznik?te, kara bodur ve Napolyon gibi
kirazlar piyasalarda oldukça önemli yer tutmaktadır. Ayrıca Erik,
Starting Elması ve Çileğiyle İstanbul piyasasını etkisi altına almıştır.
**
İznik?te alış veriş yapmanın keyfide bir başkadır.Konak çarşısında
Çarşamba günleri kurulan pazarda her türlü malı bulmanız
mümkündür.Özellikle ?köylü pazarı?nda ev yapımı ve henüz tazeliğini
kaybetmemiş ürünler günlük olarak satılmaktadır.İznik?te ayrıca onlarca
mağazada istediğiniz ihtiyacınızı karşılayacak güzel bir alışveriş yapma
olanağı bulacaksınız

Eğer günlerden Çarşamba ise Konak Çarşısına mutlaka gidin. Bütçenize
uygun çok taze ve doğal şartlarda yetiştirilmiş ürünleri almaktan bir
mutluluk duyacaksınız. **
? İznik in Kurtuluşu 28 Kasım

? Hıdrazllez Şenlikleri Mayıs Ayının İlk Haftası

? Elbeyli Belediyesi Bahar Şenlikleri Mayıs Ayının İlk Yarısı

? Kançiçeği Şenliği 4 Mayıs

? Halk Eğitim Şenlikleri Haziran Ayını İlk Haftası

? Göl Akşamları Şiir Şöleni Haziran Ayını İlk Haftası

? İznik Belediyesi Sünnet Şöleni Ağustosun ilk haftası

? Halk Dansları Şenliği Eylülün İlk Haftası

? İznik Panayırı 5-10 Ekim

ÇAKIRCA HÖYÜK
Gölden 2 km. içeride, adını aldığı
Çakırca Köyü’nün 2 km. doğusunda, İznik’in 5 km. kuzeybatısında,
Orhangazi Karayolu’nun güneyinde, yol kenarında yükselmektedir. Çevresi
200 m. yüksekliği 9 m.’dir. Bu ölçüleri ile bölgedeki büyük höyükler
arasında yer almaktadır.
Çevresinde ve üzerindeki bağlar, meyve ağaçları, sebze ve tarım alanları
höyüğün üst tabakasında son derece ciddi bir kültür dokusu kaybına yol
açmaktadır. Birçok yerli ve yabancı gezgin ve bilgin tarafından höyüğün
gezildiği ve incelendiği bilinmektedir. Höyük oluştuğu alanın göle
yakınlığı, çevresinde akarsuların bulunması ve son derece verimli
topraklara sahip olması nedeniyle yerleşim yeri olarak tercih edilmiş ve
uzun yıllar kullanılmıştır.
Günümüze kadar ne bu höyükte, ne de çevredeki höyüklerde herhangi bir
arkeolojik kazı yapılmamıştır. Bu da, bizi en yakın kazı alanı olan
Eskişehir Demirci Höyük ve Troia kazı buluntularıyla, höyük yüzeyinde
saptanan arkeolojik kalıntılarını karşılaştırılmasına yöneltmiştir. Bu
karşılaştırma sonucunda da höyükle ilgili bazı ön bilgiler elde
edilmiştir.

Troia 3 ve 5 ile Beyce Sultan 12 ve 6’da rastlanan ve esasında Kimi
çevre höyüklerde, bütün Batı Anadolu’da ve Kilikya’da mevcut bir seramik
türü bu höyükte de bol miktarda bulunmaktadır.

M.Ö 2300 yıllarına tarihleyebileceğimiz bu seramikler genelde çarkta
yapılmıştır. Renkleri kırmızı, mat kırmızı, kahverengidir. Hamuru özlü,
sıkı killidir. İçinde az miktarda mika vardır. Kap yüzeyleri, zor cila
dediğimiz tarzda ince bir tabaka halinde cilalanmıştır. Bezemelere çok
az rastlanmaktadır. Bunlar oyma ve yiv şeklinde yapılmaktadır. Rastlanan
formlar düz kenarlı kâseler ile karın kısmına doğru yanlı kâselerdir.
Höyükte (MÖ 1900?1700) yılları arasındaki orta bronz çağına ait seramik
buluntularına da rastlanmaktadır. Bunlar çarkta yapılmıştır. Hamuru
özlü, sıkı ve az miktarda mikalıdır. Yüzey renkli, gri ve donuk gridir.
Çok iyi şekilde cilalanmıştır. Bulunan parçalardan kâseler, tabaklar ve
küplerin daha çok üretildiği anlaşılmaktadır.
Çevredeki tüm höyüklerde rastlanan bu seramiklerde herhangi bir bezeme
bulunmamaktadır.
Troia 5?6 tabakalarında da benzerlik gösteren bu gri tip kaplar, aslında
ovalık alanlardaki yerleşimlerde imal edilmiştir. Höyük MÖ. 1200
yıllarına kadar uzanan gee, bronz çağı seramik buluntuları da
vermektedir. Höyükte gerçekleştirilecek kazı çalışmaları önemli bilgi ve
belgeler vermeye adaydır.*

*Giza Multimedia Tarafından Hazırlanan ve Fotoğraf ve video Çekimlerini
Hüseyin Fethi Balcı Tarafından yapılan İznik Tanıtım CD?si.

KARADİN HÖYÜK
İznik’in doğusunda İznik-Mekece Karayolu’nun 13. km.’sinden 2 km.
içeride, aynı adlı köyün güneydoğusundadır. Ana yoldan kuzeye uzanan
yolun 1250. m.’sinde, Karadin Köyü’nden 800 m. uzaklıktadır.
Karayolundan rahatlıkla izlenecek şekilde, tarlalar arasında üzeri düz
bir tepe olarak yükselmektedir. Höyük günümüzde fundalıkla kaplıdır.
(çevresi, özellikle batı ve güneyindeki tarlaların sürülmesi sonucu
daralmıştır. Höyüğün güneyinde adeta bir kesit oluşmuş ve buradaki bir
duvar, yangın tabakaları ve seramik parçaları kolaylıkla
izlenebilmektedir. Höyüğün çevresi 150 m. , yüksekliği ise 8 m.’dir.
Çevresindeki bahçelerde sebze, pancar ve hububat ekimi yapılmaktadır.
Güçlü su motorları ile gerçekleştirilen sulama sırasında daha bol
miktarda seramik kalıntılarına rastlanmaktadır. Ulaşımı kolay olan ve
karayolundan kolaylıkla görülebilmesi nedeniyle höyük, yerli ve yabancı
birçok bilim adamınca incelenmiştir. Höyük, bugün de çok verimli olan ve
kolayca su temin edilen bu ovada prehistorik çağlarda da insanların
yerleşme isteğini doğurmuştur. Höyükte çokça rastlanan seramikler el
yapımıdır. Siyah ve gri renk hakimdir. Yüzeyleri cilalıdır. Bunların
hamurunda kum, çakıl ve mika yoğundur. Bu seramiklerin Troia 2 ile Troia
4?5 arasında irtibat sağladıkları düşünülebilinir.

Höyükteki MÖ. 1900?1700 yıllarına ait yerleşim tabakasından arta kalan
gri kaplara ait seramik parçaları Troia 5?6 ile çağdaştır. (Jark yapımı
olan bu seramiklerin iç kısımları gri, dış yüzeyleri gri veya mat
gridir. Yüzeyler mükemmel denecek güzellikte cilalanmıştır. Hamurları
özlü, az mikalı kildendir. İyi pişirilmiştir. Bulunan kap şekilleri, düz
yanlı ve yuvarlak kâseler, eğri yanlı ve yatay kulplu kâseler, küçük
kâseler ve tabaklardan ibarettir. Bu tip seramikler yöredeki hemen her
höyükte bulunmaktadır. Teknik ve şekil bakımımdan plato işi olmayan bu
kaplar, ova ve kıyı şeridinde imal edilmekteydi. *

*Giza Multimedia Tarafından Hazırlanan ve Fotoğraf ve video Çekimlerini
Hüseyin Fethi Balcı Tarafından yapılan İznik Tanıtım CD?si.

ÇİÇEKLİ HÖYÜK
İznik ilçesi’nin 4 kilometre doğusunda, İznik-Mekece Karayolu’nun
güneyinde bağlı bulunduğu çiçekli, eski Köristan Köyü’nün 2 kilometre
kuzeybatısında ve Hoca köy’den 1,5 kilometre kuzeyde yer alan bu höyük
üzerinde yabani bitki örtüsü bulunmaktadır. Eteklerinde bağlar ve
bilhassa domates ekilen bahçeler yer almakta, bu bahçeler gün geçtikçe
genişlediğinden höyük yüzeyi kısmen aşınıp tahrip olmaktadır.
Höyük eteklerine ekilen ürünü sulamak amacıyla oluşturulan su
arklarından akan gür su, yüzeydeki birçok prehistorik parçanın
görünmesini sağlamaktadır. Höyüğün yüksekliği 5 m., çevresi 150 m.’dir.
Höyüğün yola yakınlığı ve büyüklüğü nedeniyle birçok bilim adamı ve
gezgin tarafından incelenmiştir. Çeşitli yıllarda ziyaret edilen höyüğe
“Köristan, Güristan, Hüyücek, İyücektepe, Gülüstan, Körüstün” adları
verilmiştir. Bunun nedeni günümüzde Çiçekli olan köy adının eskiden
“Köristan” olmasıdır Yüzeyde bulunan seramik parçalarının elle
yapıldıkları; yoğun mika, kuvars ve özlü killi hamurdan oldukları, iyi
pişirildikleri, dış renklerinin kahverengi, mat kahverengi, kızıl
kahverengi, kırmızı, gri, gri-siyah, siyah arasında değişiklikler
gösterdiği; iç renklerin gri ve kırmızı renklere sahip olduğu tespit
edilmiştir. Kap şekilleri, gaga ağızlı testiler, dışa dönük eğik kenarlı
kâseler ile çok az sayıdaki depasları içerir. Troia 1 ile çağdaştır.

Bu höyükte rastlanan diğer tür seramikler Troia 2 ile tarihlenir. Bunlar
içinde Troia 4-5’e geçişi sağlayan el yapısı seramikler, siyah ve gri
renkli, cilalı kaplardır. Bunların formları testi, küp ve düz yanlı
kâselerdir. Hamurlarında sert maddelerden çakıl ve kum vardır. Az oranda
mikaya rastlanır. Höyük sathında derinlere inmeden görülen bir diğer
tür seramik parçaları, bize höyüğe ait başka bir tabakanın varlığını
bildirmektedir. Buradaki seramikler kırmızı veya mat kırmızı renktedir.
Satıhları mükemmel şekilde cilalıdır. Özlü hamurları içinde kum ve mika
taneciklerine rastlanmaktadır. Çok az rastlansa da yüzeylerde plastik
süsleme unsurları görülmektedir. Elde edilen parçalardan bu seramik türü
nün biçimleri hakkında da bilgi sahibi olmaktayız. Buna göre iç
derinlikleri az olan düz kenarlı, yüksek kavisli kulpları olan testiler
ve küpler ortaya çıkmaktadır. Bu buluntuların çevredeki höyüklerde de
sık rastlandığı Troia 2 ile Demirci Höyük ve Beycesultan 13?16
tabakalarında da görüldüğü bilinmektedir. MÖ 2200?1900 yıllarına
tarihlenen erken bronz çağı örneklerine Batı Anadolu’da ve bu yörede
rastlamak doğal bir kural gibidir. Bu çağa ait seramik buluntularından,
kapların düz yanlı kâseler ile omurga yanlı kâseler olduğu
anlaşılmaktadır. Hamurları sıkı, özlü ve mikalı kildendir. İç yüzeyleri
kırmızı, donuk kırmızı ve kahverengidir. Dış yüzeyleri kırmızı, koyu
kırmızı, kahverengi, mat kahverengi ve turuncu kahverengidir. İnce
şekilde cilalanmıştır. Üzerlerinde çok nadir de olsa bezemeler vardır.
Höyüğün bir diğer tabakasını MÖ 1900?1700 yıllarındaki orta bronz çağa
ait olan yerleşim kalıntıları oluşturmaktadır. Bu tabakaya ait olan
seramikler çarkta yapılmıştır. Dış yüzeyler gri ve mat gridir. Çok iyi
cilalanmıştır. Hamurları özlü killidir. İçinde az miktarda mika vardır.
Çevredeki birçok höyükte de benzer örneklerinin bulunduğu ve gri kaplar
adı altında toplanan, kâseler ile tabaklara ait parçalar içeren bu
seramik türü plato yerleşiminden çok ova ve kıyı yerleşimlerinde
gözlenmektedir. Höyükteki MÖ 2000 yıllarının seramikleri çarkta
yapılmıştır. Genelde kırmızı veya kahverengindedir. Hamuru özlü
killidir. İçinde az miktarda mika vardır. Yüzeyleri kırmızı olup
cilalanmıştır. Rastlanan şekiller, kâseler, boncuk kenarlı kâseler,
küpler ve testilerdir. MÖ 1000, demir çağına kadar bu yaşam devam
etmiştir. *

*Giza Multimedia Tarafından Hazırlanan ve Fotoğraf ve video Çekimlerini
Hüseyin Fethi Balcı Tarafından yapılan İznik Tanıtım CD?si.

ÜYÜCEK HÖYÜK
İznik-Yenişehir Yolu’nun batısında, ilçenin bir km. güneyinde, gölün
doğusunda, bağlar arasındadır. Höyüğün çevresi 100 m.’dir. Yüksekliği
3m. Kadardır. Çöle yakınlığı ve verimli topraklarda bulunması nedeniyle
yerleşim için tercih edilmiştir. Höyükte, çevre höyüklerde de yoğun
şekilde rastlanan Troia 2 ile çağdaş, olan ve bir kısmı ile Troia 4?5
arasında geçişi sağlayan seramik buluntularının diş, renkleri siyah ve
gridir. Üzerleri cilalıdır. Hamurunun içinde sert maddelerden kum ve
çakıl taneleri vardır. Rastlanan seramik pargalarına göre kap formları
küp, kâse ve testidir. MÖ 2200- 1900 yıllarına tarihlenen seramiklerin
yüzeyde bulunması bu höyükte erken bronz çağı yerleşimine ait tabakanım
bulunduğunu göstermektedir ki bu son derece önemlidir. Troia 3?5 ve
Beycesultan 6?13 tabakaları ile çağdaş olan bu seramiklerin biçimleri
kâse şeklindedir. Hamurları özlü, sıkı ve mikalı kildendir. İç yüzeyleri
kırmızı, donuk kırmızı ve kahverengidir. Diş yüzeyleri kırmızı ve
tonları, kahverengi ve tonlarındadır. Zar cilalıdır. Cila, bazen özenli,
bazen de özensiz yapılmıştır. Yüzeyde çok nadir olarak bezekler
görülmektedir. Höyükte rastlanan seramik parçaları MÖ 1900?1700
yıllarına ait bir yerleşim tabakasının bulunduğunu gösteren önemli
belgelerdir. Bunlann garkta imal edildikleri, hamurlarının özlü, sıkı ve
çok az da olsa mikalı oldukları anlaşılmaktadır. Yüzey renkleri gri ve
mat gridir. Bu nedenle gri kaplar adı altında toplanmaktadır. Yüzeyleri
cilanın en mükemmeline sahiptir. Çevredeki türn höyüklerde de görülen bu
tür seramikler küçük kâselerden, tabaklardan oluşmaktadır. Troia 5?6
tabakalarının da benzerlerine rastlanır. Bu orta bronz çağı kapları,
yüksek irtifalı alanlardan çok düz ovalarda ve deniz-göl kıyılarındaki
yerleşimlerde imal edilmiştir. Höyük günümüz de arazinin devamlı
sürülmesinden dolayı düz arazi görünümüne girmişti. *
iznik gölü en güzel resim
BERBERKAYA ANITI MEZARI
Lefke Kapı’dan doğuya uzanan yolun kuzeyinde şehir mezarlığı, güneyinde
su kanalı yer almaktadır. Dar yol, bağ ve bahçeler arasından geçerek
Abdulvahap Sancaktarı’nın mezarına gitmektedir. Yolun uzandığı Elmalı
Dağı’nın ilk yamacında, halk arasında “Berber Kaya” olarak bilinen koyu
gri kalkerden yapılmış mezar odasına ait 17 parça, etrafa ve yamaca
yayılmış bulunmaktadır.
Bithynia, Roma ve Bizans dönemlerinde bu yörenin Nekropol olarak
kullanıldığı ve şehrin kapılarını yaptıran C. Cassius Chrestus’un
lahitinin bu bölgede bulunduğunu biliyoruz.

Anıtsal mezar odasının ön kısmının burada olmadığını, uzun yıllar ayakta
duran arka kısmının 1953 yılında define meraklılarınca dinamitle
parçalandığı, bir kısmının sonradan toprak ile örtüldüğü belirlenmiştir.
Mezar odasının arka duvarının 4,38 m. eninde, 3,90 m. yüksekliğinde,
uzunluğunun ise 5 m. civarında olduğu anlaşılmaktadır.
XVII. XVIII. ve XIX. yüzyıllarda bu bölgeye gelen Avrupalı gezginler bu
anıtsal mezarı görmüşler, yazı ve resimlerinde onu ilk planda
göstermişlerdir.

XVIII. yüzyılda R. Pococke bu mezar odasının tamamını görme şansına
kavuşmuş, ölçülerini uzunluğu 14 ayak 6 inç, genişliği 12 ayak 10 inç
olarak vermiştir. Bithynia Kral II. Prusias (MÖ 185-149) oğlundan kaçmak
için sığındığı Nikaia’da yakalanarak öldürülmüş ve MÖ 149 yılında bu
mezar odası yaptırılmıştır.

Yekpare bloktan oyularak ev stilinde yaptırılmış olan mezar odasının
köşelerinde plasterler yer almaktadır. Kaide ve başlıkları
belirtilmiştir. İki dar cephesinde üçgen alınlıklar ve bunların içinde
yuvarlak kabartma olarak işlenmiş, kalkan motifleri yer almaktadır.
Çatısı Pampylia tipli lahit şeklindedir.

Üzerinde çörtenler görülmektedir. Alınlık içinde ve saçak altında bir
sıra kurt dişi motifi uzanmaktadır. Mezar odasına ait parçalar üzerinde
Yunanca ve İbranice yazıtlar ile ziyaretçilerce kazınarak yapılmış
haçlar dikkat çekmektedir.

Mezar odasının içinde arka ve yan duvarlar boyunca 0,60 m. eninde ve
0;42 m, derinliğinde, kenarları hafif yükseltilmiş mezarların yer
aldığı, bunların üzerlerinde kapakların bulunduğu günümüze kalan demir
bağlantı yuvalarından anlaşılmaktadır.

İznik’te Helenistik dönemden ayakta kalan en önemli eser olan mezar
odası kalıntılarının buradan İznik Müzesi’ne nakledilerek
restorasyonunun yapılması gerekmektedir. Geçmişteki berber
dükkânlarındaki oturma şekillerini andırır setleri nedeniyle halk
arasında “Berber Kaya” olarak adlandırılan kalıntılar ile ilgili
efsaneler de söylenilir olmuştur. *

* Giza Multimedia tarafından hazırlanan ve Fotoğraf Çekimlerinin Hüseyin Fethi Balcı Tarafından Yapılan İznik Tanıtım CD?si

DÖRT TEPELER TÜMÜLÜSÜ
İznik’in kuzeyinde Elbeyli Kasabası’na giden yolun 6,6. km/sinde,
günümüzde Elbeyli Mezarlığı olarak kullanılan, etrafı duvarla
çevrelenmiş alanda 9 m. yüksekliği ve 110 m. çevresi olan Tümülüs, doğal
şisttik kayaçlar üzerindedir. Geçmiş yıllarda gerçekleştirilen çapraz
yarmadan dolayı dört ayrı tepeciğe bölündüğünden, halk arasında “Dört
tepeler” diye anılmaktadır. 1 No’lu Mezar, İznik’te faaliyet gösteren
karayolları 147. şube şefliğince yol genişletme çalışmaları sırasında 1.
mezarın Dromos?una girişi sağlayan kapıya rastlanması ile açığa
çıkmıştır. Şisttik kayaçlara oyularak yerleştirilmiş kristalize
kalkerden iki kapı sövesi arasında 0,67 m.’lik bir açıklık vardır.
Başlangıçta 1,04 m. genişliğe sahip Dromos, 1,26 m.ye kadar genişleyerek
3,30 m. güney kuzey doğrultusunda uzanmaktadır. Üstü birbirine
bindiril­miş taşlarla oluşturulan sivri çatı ile örtülmüştür. Yüksekliği
2,05 m.’dir. Dromos’un yan duvarları kaba yontulu, rektogonal taşlarla
yığma olarak örülmüştür. Derzlerin bir kısmı beyaz-pembe renkli, diğer
kısmı kırmızı boyalıdır. Dromos’la sarı damarlı ince şekilde taraklanmış
mermer kapı boşluğuna ulaşılmaktadır. Buraya takılan monoblok kum
taşından kapının 1,63 m. yüksekliği, 0,75 m. eni ve 0,12 m. kalınlığı
olup, yerinden alınarak Dromos’un batı duvarına dayanmıştır. Mezar odası
doğu batı uzantılıdır. 2,43 x 2,15 m. boyutludur. Duvarları ve beşik
tonozu rektogonal gri damarlı mermerlerle örülmüştür. Tonoz 1,20 m/den
başlayıp, 2,16 m.’de en yüksek noktasına ulaşmaktadır. Odanın batı ve
doğusunda altlı üstlü ranza tipli ikişer kline yer almaktadır. Yataklar
mermerlerden oluşturulmuş, kireç kum harcı ile sıvanmış, güneyinde
yastıklar yer almaktadır. Yataklar 2,05 m. uzunluğunda 0,86 m. eninde ve
0,15 m. kalınlığındadır. Klineler duvarlarda bırakılmış çıkıntılara,
güneyde ise alttan kare prizma şeklindeki ayaklara oturmaktadır.
Yataklar ve yastıklar koyu kırmızı ve beyaz renklerle kalın çizilmiş
şeritlerle bezenmiştir. 1990 Temmuz ayı araştırmaları sırasında
klinelerin parçalanmış ve bunların Dromos?a atılmış olduğu aynı şekilde
mezar odasının zemin ve duvar taşlarından bir kısmı­nın söküldüğü
gözlenmiştir. Zemin ve duvar kalınlıklarının 0,25 m. ile 0,41 m.
arasında değişiklik gösterdiği ölçülmüştür.
Mezarın değişik tarihlerde soyulması nedeniyle içinde iskelet veya ölü
hediyesine rastlanmamıştır. Tarihlemeye yarayacak herhangi yazılı belge
bulunmamıştır. Yapısal özellikleri nedeniyle Helenistik, erken Roma
dönemine ait olduğu söylenebilir.

DÖRTTEPELER TÜMÜLÜSÜ 2 NO’LU MEZARI
Dörttepeler Tümülüsü’ndeki 1 no’lu mezarın 90 m. kuzeydoğusunda, 6,5 m.
derinde yer almaktadır. Define aramak amacıyla kaçak kazılarla tahrip
edildiği anlaşılan mezar odasının, 1988 yılında Dromos kısmına kadar
inildiğinin öğrenilmesi üzerine İznik Müzesi tarafından Tiyatro kazı
ekibinin bilimsel ve teknik yardımlarıyla gerçekleştirilen kazı
çalışma­ları sonucu Dromos ile mezar odasının açığa çıkarılması
sağlanmıştır. Dromos, doğu batı uzantılı olup Açığa çıkarılan bölümü
6,80 m.’dir. Kalan izlerden 10 m. uzunluğa sahip olduğu anlaşılmaktadır.
Kuzey ve güney duvarları yeşil şisttik kayaçlarla kuru duvar şeklinde
örülmüştür. Zeminde 1,55 m. genişlik, üstte 1,10 m.’ye kadar
daralmaktadır. Üst kısmı yan yana dizilmiş kalın meşe ağaçlarıyla
örtülmüştür. Bunlar arasında 2,40 m. uzunluk 0,25?0,33 m. kalınlıkta
olanlar bulunmaktadır. Mezar odası yapı malzemesi ve tekniği nedeniyle
Dromos’tan tamamen ayrı özellikle­re sahiptir. Mezarın ikinci kullanımı
sırasında Dromos’un ilave edildiği anlaşılmaktadır. Beyaz mermerden ince
bir işçilikle yapılmış 1,35 m. enindeki beş basamaklı merdiven ile
inilen döşemenin eni 1,45, uzunluğu 0,94 m.’dir. 2,70 m. yüksekliğindeki
kuzey ve güney duvarları rektogonal mermer bloklarla örülmüştür. Mezar
odasına girişi sağlayan kapı batı duvarının ortasında olup iki yanında
ve üstünde silmeli bir çerçeveye sahip­tir. Mezar odasına girişi
sağlayan 1,55 m. yüksekliğinde, 0,86 m. eninde ve 0,56 m. derinliğindeki
kapı boşluğu monoblok mermerden yapılmış ahşap özellikli kapıdan
günümüze çok az parça kalmıştır. Mezar odası 3,05 m. kenar ölçüsüne
sahip kare planlıdır. Kesme mermer bloklarla örülmüş, beşik tonoz ile
örtülüdür. Odanın yüksekliği 3,02 m.’dir. Duvarların 0,80 m.
yüksekliğinden sonra başlayan tonozda ve yan duvarlarda kiklopik mermer
bloklar kullanılmıştır. Mezar odasında duvar, tonoz ve zeminde bazı
kesme taşların yerlerinden söküldüğü gözlenmiştir. Kesme taş blokların
birbirine demir hatlarla bağlandığı, birbirine bitişik taş yüzeylerinin
kırmızıya boyalı olduğu belirlenmiştir. Odanın güneyinde yivsiz 2,24 m.
uzunluğunda, 0,43 m. çapında mermer bir sütun yer almaktadır. Bunun
mezar yapısı ile bir ilişiğinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Tonozunda ve
duvarlarında görülen oyuklar, değişik evrelerde mezar odasına
giril­diğini belgelemektedir. Odada kline, iskelet veya ölü hediyesine
rastlanmamıştır. Mimari özellikleri nedeniyle geç Helenistik, erken Roma
dönemine aittir.**
iznik el sanatları
SURLAR
İznik’in çevresini beş kenarlı çokgen şeklinde kuşatan 4 ana (İstanbul
Kapı, Yenişehir Kapı, Lefke Kapı, Göl Kapı) ve 12 tali kapısı bulunan
surlar, 4970 metre uzunluğundadır. İznik’in iki ana caddesinin kesiştiği
noktadan bakıldığında, 4 ana kapı görünür. Yüksekliği 10?13 metre
arasında değişen surlarda, yuvarlak ve kare şeklinde 114 burç
bulunmaktadır. Helenistik dönemde inşa edilmeye başlanan surlar, Roma ve
Bizans dönemlerinde yapılan yeni ilavelerle günümüzdeki şeklini
almıştır. Depremler, fiziki etkenler ve saldırılar (kuşatmalar)
nedeniyle zaman zaman zarar gören surlar ya yeniden yapılmış ya da
onarım görmüşlerdir. *

* T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü İznik Tanıtım Kitapçığı
Baskı: Gökçe Ofset Ltd. Şti. Ankara 2009

OBELİSK (DİKİLİTAŞ-BEŞTAŞ) ANITI
Kentin 5 km. kuzeyinde bağ ve bahçeler arasında yükselen bu mezar anıtı,
Eski Roma Yolu üzerindedir (Elbeyli Kasabası). “Dikilitaş”, “Nişantaşı”
ve “Beştaş” adlarıyla da bilinmektedir. M.S. I. yüzyılda C. Casius
Philiscus adlı varlıklı bir Bithynialı anısına yapıldığı üzerindeki
Hellence kitabeden anlaşılmaktadır. Dikdörtgen prizma bir kaide üzerinde
beş adet üçgen prizma mermer blokun üst üste konulmasıyla inşa edilen
obelisk, 12 metre yüksekliktedir. Anıtın tepesindeki altıncı taşın
üzerinde vaktiyle bir kartal ya da zafer tanrıçası Nike’nin olduğu
sanılmaktadır. Anıtın bir yönünde Philiscus’un heykelinin bulunduğu
kalan izlerden anlaşılmaktadır.*

* T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü İznik Tanıtım Kitapçığı
Baskı: Gökçe Ofset Ltd. Şti. Ankara 2009

ANTİK ROMA TİYATROSU
İznik Antik Tiyatrosu şehrin güneybatısında, göl kıyısı eli Yenişehir
kapı arasında geniş bir alana inşa edilmiştir. Kuzeybatı Anadolu’nun
ayakta kalan ve en görkemli arkeolojik yapıtı olan tiyatro, Roma
İmparatoru Trajanus döneminde M.S. 111?12 yılları arasında Bithynia
Prokonsülü (Valisi) Plinius’un çabalarıyla yapılmıştır. Antalya Side
Tiyatrosu gibi düz araziye yapılmış nadir ve görkemli yapı, 24 beşik ve 7
trapozoid tonozlu mekânların üzerinde yükselmektedir.13.yyda toplu
mezarlığa dönüştürülmüş, daha sonra da burada seramik fırınları yer
almıştır. Seyirci Bölümünün (cavea) bir kısmı günümüze gelebilmiş.
Taşların çeşitli yapıtlarda ve özellikle surların onarımında
kullanıldığı anlaşılmaktadır.*
* T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü İznik Tanıtım
Kitapçığı
Baskı: Gökçe Ofset Ltd. Şti. Ankara 2009

TAŞ KÖPRÜ
Bu tarihi köprü kentin 3 km. batısında İznik-Orhangazi kara yolunun 50
m. kuzeyindedir. Roma döneminde yapılan ve tarihi İpek Yolu üzerinde
bulunan Taş köprü 20 metre uzunluğunda ve 2,5 m genişliğindedir.*

* T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü İznik Tanıtım Kitapçığı
Baskı: Gökçe Ofset Ltd. Şti. Ankara 2009

TARİHİ KAPILAR
İznik?in sembolü olan tarihi kapılar; Roma İmparatoru Vespasianus(69?79)
ve Titus(79?81) dönemlerinde yapılmıştır.123 yılında İmparator
Hadrianus Döneminde esaslı bir onarım görmüştür. Kentin ayakta kalabilen
en görkemli kapıları İstanbul Kapı; Lefke Kapı ve Yenişehir Kapıdır.
Göl Kapı ise yıkık durumdadır. Kapılar Roma dönemi mimarlığının teknik
ve üslup özelliklerini yansıtması bakımından önemlidir.

İznik?in dört ana kapısı aslında birer zafer takı olduğu, bunların
duvarlarla birbirine bağlanarak surların oluştuğu anlaşılmaktadır. *
* T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü İznik Tanıtım
Kitapçığı
Baskı: Gökçe Ofset Ltd. Şti. Ankara 2009

LEFKE KAPI
İstanbul kap ile benzerlik taşıyan kapı, üç girişli olarak yapılmıştır.
Kentin 4 ana kapısından biri olan lefke kapı, günümüze kadar sağlam
kalabilen kapılardan biridir.
Şehir kapıları roma imparatorları Vespasianus (69?79) ve Titus (79?81)
dönemlerinde yaptırılmıştır.
Lefke kapı Bizans Döneminde de Takviye Edilmiştir. Şehrin içme suyu
sarnıçları da bu kapıya bağlantılıdır. Kapıdan Abdulvahap Sancaktariye,
berberkaya ya, Eşref baba türbesi ve sansarsak kanyonuna gidilir. Ayrıca
dış kapıda savaş figürleri de yer almaktadır. *

* T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü İznik Tanıtım Kitapçığı
Baskı: Gökçe Ofset Ltd. Şti. Ankara 2009

GÖL KAPI
Göl kapısı dört ana kapıdan biridir. Ancak günümüze kadar ayakta kalamadığı için şekli hakkında bir bilgi bulunmamaktadır. *

İSTANBUL KAPI
Üç ayrı ana kapıdan oluşan İstanbul kapısı, Roma imparatorluğu zamanında
yaptırılmıştır.123 yılında Hadrianus tarafından onarılmıştır.
İç kapının iki tarafında erkek ve kadın figürlü masklar bulunmaktadır.
Bu maskların o dönemde roma tiyatrosundan getirildikleri sanılmaktadır.
İstanbul kapısı dört ana kapıdan biri olarak ayakta kalabilen en önemli
kapılardan bilidir. *

* T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü İznik Tanıtım Kitapçığı
Baskı: Gökçe Ofset Ltd. Şti. Ankara 2009

YENİŞEHİR KAPI
İ.S 268?270 yıllarında Roma İmparatoru Claudıus tarafından yaptırılan
kapı, ilçenin doğu tarafındadır.
En çok saldırılara maruz kapı olarak bilinir. Bizans imparatoru Aleksios
Kommenos un kente ilk girdiği kapıdır.
Yenişehir kapısı diğer kapılarda olduğu gibi üç salonlu olarak inşa
edilmiştir.
70?li yıllara kadar kent girişi olarak kullanılan kapı daha sonra yan
yolun açılması ile sadece küçük araç geçebileceği şekilde trafiğe
kapatılmıştır. Kapı günümüzde de birçok tamir görmüştür. *

    Makale Yazarı: duslerkulup2

Teşekkürler...